HÜKÜMLER: Beraat

Şikayetçi Şirket vekilinin birleşen dosyada 04.02.2016 ıslak havale tarihli katılma talebi ile ilgili bir karar verilmeksizin dosya neticelendirilmiş ise de; istemin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 237 ve devamı maddelerine uygun olması nedeniyle aynı yasa ve maddesinin ikinci fıkrasının verdiği yetkiye dayanılarak suçtan zarar gören şikayetçi şirket katılma talebinin kabulüyle vekilinin temyiz dilekçesi gereğince yapılan incelemede:
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Polatlı 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.05.2016 tarihli ve 2015/965 Esas, 2016/640 Karar sayılı kararı ile asıl dava bakımından her iki sanık hakkında, birleşen dava bakımından sanık ... hakkında mühür bozma suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca ayrı ayrı beraat kararı verilmiştir.

Katılan vekili temyizinde özetle; suç unsurlarının oluştuğu gerekçesi ile ve resen gözetilecek nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir.

1. Sanıkların asıl ve birleşen dosyada yargılama konusu eylemleri için, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 203 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.
2. 5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin, asıl dosyada sanık ...'ın 26.05.2016 tarihli mahkeme sorgusu, birleşen dosyada sanık ...'nün 17.02.2016 tarihli mahkeme sorgusu olduğu ve bu tarihlerden, temyiz incelemesi tarihine kadar, 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin her iki dava konusu suçlar bakımından gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Polatlı 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.05.2016 tarihli ve 2015/965 Esas, 2016/640 Karar sayılı kararına yönelik katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği ayrı ayrı BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanıklar hakkındaki kamu davalarının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

27.06.2024 tarihinde karar verildi.