Mahkûmiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, kanun yolu bildiriminde temyiz süresinin yanıltıcı şekilde 15 gün olarak belirtilmiş olması gözetilerek 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.Adana 3.Asliye Ceza Mahkemesinin 10.04.2014 tarihli ve 2013/416 Esas, 2014/271 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve son fıkrası ile 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ve 8.320,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, adli para cezasının 24 eşit taksitte tahsiline ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2.Anılan kararın sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 01.11.2017 tarihli ve 2017/16720 Esas, 2017/22110 Karar sayılı kararıyla sanığın eyleminin suç tarihinden sonra yürürlüğe giren 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (L) bendine temas etmesi nedeniyle üst dereceli mahkemede yargılama ve değerlendirme yapılması için bozulmasına karar verilmiştir.

3. Bozma sonrası verilen 29.11.2017 tarihli görevsizlik kararı üzerine, Adana 9.Ağır Ceza Mahkemesinin 05.07.2019 tarihli ve 2018/515 Esas, 2019/354 Karar sayılı kararı ile sanığın dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları ile 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ve 8.320,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, adli para cezasının 24 eşit taksitte tahsiline ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

Sanığın temyiz isteği; suç işlememe kastı ile hareket etmediğine, atılı suçun unsurları itibarıyla oluşmadığına, mahkûmiyete esas hükmün usul ve yasaya aykırı olduğuna, eksik inceleme ve araştırma ile karar verildiğine ilişkindir.

1. Sanığın, katılana ait iş yerini suç tarihinde aradığı, kendisini emniyet müdürü ... ismi ile tanıttığı, Diyarbakır ilinden adına 21 adet Turkcell hat çıkartıldığını, kimlik bilgileri kullanılmak suretiyle kredi kartı ve kredi başvurusunda bulunulduğunu, işlemi yapan kişileri yakalamak üzere olduklarını, bu doğrultuda banka hesabındaki paralarını çekerek bildireceği hesap numarasına aktarmasını istediği, katılan tarafından sanığın kendi adına olan hesap numarasına 100.000,00 TL yatırdığı, daha sonra katılanın dolandırıldığını anlayarak şikâyette bulunması üzerine sanık hakkında dolandırıcılık suçundan dolayı kamu davası açılmıştır.

2. Sanık savunmasında; tanımadığı birisinin banka hesabı olmadığını, yakının ameliyat olacağını, kendisine para geleceğini söylemesi üzerine bu kişiye yardımcı olmak üzere hesabına para geldiğini ve gelen parayı da çekip bu kişiye verdiğini, suç işleme kastı ile hareket etmediğini belirterek atılı suçlamayı kabul etmemiştir.

3. Bozma sonrası dosya uzlaştırma bürosuna gönderilmiş ancak taraflar arasında uzlaşma sağlanamamıştır.

4. Mahkemece uzlaşmanın da sağlanamaması nedeniyle dosyaya yansıyan tüm delillere dayanılarak sanık hakkında dolandırıcılık suçundan mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.

5271 sayılı Kanun'un 253 üncü maddesi yirmi birinci fıkrası gereği uzlaşma teklifinde bulunulduğu tarihten uzlaştırma girişiminin sonuçsuz kaldığı tarihe kadar dava zamanaşımının durduğu dikkate alınarak yapılan incelemede;
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Adana 9.Ağır Ceza Mahkemesinin 05.07.2019 tarihli ve 2018/515 Esas, 2019/354 Karar sayılı kararında herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

27.06.2024 tarihinde karar verildi.