Karar Verilmiştir.

Taraflar arasındaki kurum zararının tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince ...'ün başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın ... yönünden reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili, davalılar ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; Polis Başmüfettişleri tarafından düzenlenen 28.09.2016 tarih ve 77377348-2022-(32399)- ( 306-640)-709 sayılı tazmin raporu ile, davalıların ilgili mevzuat ve Bakanlar Kurulu Kararına aykırı olacak şekilde master / doktora eğitim programlarına katılım sağlayacak ve görev süresi uzatımı yapılacak personelin onaylarını almak üzere Genel Müdürlük makam onayını hukuka aykırı olarak imzası ile parafe ettiklerinin tespit edildiğini, davalıların, usulsüzlüğü tespit edilen onayın alınmasında görevlerinin gereklerini yapmayarak ihmal gösterdiklerini ve istihsalini önlemediklerini, onaylara paraf atmak suretiyle hukuka aykırı ödeme yapılması suretiyle kamu zararına sebebiyet verdiklerini, davalı ...'ün 29.10.2016 tarihli ve 675 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile; davalı ... ve ...'ın ise 01.09.2016 tarihli ve 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile "Milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen Fethullahçı Terör Örgütüne (FETÖ/PDY) aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu" gerekçesi ile memuriyetleri alınarak kamu görevinden ihraç edildiklerini, davalıların, 02.03.2007 tarihli Genel Müdürlük onayını Daire Başkan Yardımcısı veya Daire Başkan Vekili, Şube Müdür Vekili ve Büro Amiri olarak imzaları ile parafe etmek suretiyle onayda adı geçenlere hukuka aykırı olarak ödeme yapılmasına sebebiyet verdiklerini, birden çok kişinin birlikte bir zarara sebep olmaları durumunda zarar görenin, zararının tümünü zincirleme suçlulardan yalnız birine karşı açacağı bir dava ile isteyebileceği gibi hepsine karşı açacağı tek dava ile de isteyebilmesinin mümkün olduğunu, Yetiştirilmek Amacıyla Yurt Dışına Gönderilecek Devlet Memurları Hakkında Yönetmeliğin "Program süresi ve süre uzatımı" başlıklı 11. maddesi ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 78. maddesine göre devlet memurlarının ne kadar süre ile yurtdışına gönderileceğinin belli olduğunu, 5018 sayılı Kanunun 71 ve 74. maddeleri uyarınca bahse konu kamu zararının tespit edildiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 1.000,00 TL tazminatın yasal faizi ile birlikte davalı taraftan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle usule ilişkin olarak müvekkile husumet yöneltilemeyeceğini, davanın süresi içinde açılmadığını, zamanaşımı def'inde bulunduklarını, esasa ilişkin olarak ise 5018 sayılı Kamu Mali Kontrol Kanunu'nun 71/1 ve 2.maddesinde belirtilen kamu zararı koşullarının oluşmadığını, ortada bir kamu zararı bulunmadığını, müvekkilin yapmış olduğu işlemlerin, bu konudaki Kanun, yönetmelik ve yönergelere uygun olduğunu, müvekkilin kendisine gönderilen ve üst makamların emrettiği bir onaya paraf attığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; 5018 sayılı Kamu Mali Kontrol Kanununun 71/1,2 maddesinde belirtilen kamu zararı koşullarının oluşmadığını, ortada bir kamu zararı bulunmadığını, müvekkilin yapmış olduğu işlemlerin, bu konudaki Kanun, yönetmelik ve yönergelere uygun olduğunu, müvekkilin kendisine gönderilen ve üst makamların emrettiği bir onaya paraf attığını, müvekkil tarafından imzalanan belgelerin ne bir süre uzatımına ne de kamu zararına sebebiyet verdiğini, müvekkilin çalıştığı 2004,2007 yılları arasında yapılmış olunan her türlü yurt dışı görevledirme ile ilgili iş ve işlemleri içeren ayrıntılı bir arz notu hazırlanarak üst makamlara yani görevlendirmeye yetkili asıl makamlar olan Genel Müdürlük veya Bakanlık Makamına, Daire Başkanı tarafından sunulduğunu, bu makamlar tarafından verilen hukuka uygun talimatların harfiyen yerine getirildiğini, asıl olanın, bu konuda adı geçen yetkili makamlar tarafından verilen emirleri yerine getirmek olduğunu, aksine davranışın görevi savsaklamak ve yerine getirmemek suçunu teşkil ettiğini, yapılan işlemlerin hukuka uygun olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; öncelikle usule ilişkin olarak, zararın vuku bulduğu tarihin 03.02.2007 olduğunu, davanın ise aradan 10 yıl 4 ay geçtikten sonra 28.06.2017 tarihinde açıldığını, Türk Borçlar Kanunundan kaynaklanan zamanaşımı süresinin en fazla 10 yıl olduğunu, zamanaşımı def'inde bulunduğunu, kendisinin birçok organizasyon ve görevlerde bulunduğunu, esasa ilişkin olarak ise ... tarafından yapılan inceleme sonucu kendisi hakkında verilen soruşturma izninin hukuka aykırı olduğunu, kendisi tarafından yapılan işlemlerin kanuna, yönetmeliğe ve sair mevzuata uygun olduğunu, yapılan işlemlerin, onaya ve tutanağa bağlandığını, yurt dışı eğitim evrakını ita amiri sıfatıyla imzalayan ve olur veren Genel Müdürlük makamının soruşturmadan ayrık tutulduğunu, kendisinin sadece evrakı havale ettiğini, % 80 oranında ağır özürlü çocuğunun bulunduğunu, aradan 10 yıl geçtikten sonra açılan davanın kendisini maddi ve manevi açıdan zor durumda bıraktığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile alınan 09.07.2018 havale tarihli bilirkişi kurulu asıl ve 02.05.2019 havale tarihli bilirkişi kurulu ek raporunda belirtildiği üzere, ... Yurtçi- Yurtdışı Lisansüstü Eğitim ve Yurtdışı Kısa Süreli Eğitim Yönergesinin 14/b maddesindeki ''... tarafından belirlenen öğretim kurumu ve alanı Genel Müdürlük onayı ile değiştirilebilir'' hükmü dayanak gösterilerek ve ''masterden doktoraya geçiş yaptırılabilir'' şeklinde yorumlanarak ... Yurtçi- Yurtdışı Lisansüstü Eğitim ve Yurtdışı Kısa Süreli Eğitim Yönergesinin 14/b maddesinin 14.08.2006 tarihinde değiştirilerek ''Yurtdışı Lisansüstü eğitimine gönderilen personelin eğitim gördüğü kurum ve bölüm eğitim konusu aynı kalmak kaydı ile Genel Müdür onayı ile değiştirilebilir'' şeklini aldığı, bu halin dahi doktoraya geçirilmesine el vermemesine rağmen doktoraya sınavsız ve 2007 yılına ait kontenjanları belirtilen 26.09.2006 tarih ve 11550 sayılı Bakanlar Kurulu kararı kontenjanlarının ise 24.07.2007 tarihinde sınav yapılmak suretiyle 20.08.2007 ve 06.12.2007 tarihli onaylarla kullanıldığından kontenjan açılarak doktoraya geçirildiği, davalıların bu surette görevlerini ihmal ettikleri, bu konudaki mevzuat hükümlerine ve Bakanlık Kurulu kararlarına aykırı olarak 02.03.2007 tarihli Genel Müdürlük onayını parafe ederek bu onayla fazla ödemelere sebebiyet verdikleri, bu surette 5018 sayılı Kanunun 71.maddesinde belirtilen 438.891,58 USD kamu zararına sebebiyet verdikleri ancak davacı tarafça dava konusunun değerinin artırılması yönünde herhangi bir usulü işlem yapılmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne, davacı tarafın talep etmiş olduğu 1.000,00 TL'nin, dava tarihi olan 28.06.2017 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalı taraftan birlikte alınarak davacı tarafa verilmesine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın mahiyeti itibariyle kurum içi ilişkiden kaynaklanan rücu davası olduğunu, davanın zamanaşımına uğradığını, ayrıca sorumluların kusur durumlarının ayrı ayrı belirlenmesi gerektiğini, teselsül hükümlerinin uygulanamayacağını, bu yönde bir değerlendirme yapılmadığını, öncelikle ödeme yapılan kişilerden zararın tahsilinin talep edilmesi gerektiğini, delillerinin tam olarak toplanmadığını, kurum zararının oluşmadığını, müvekkilinin sadece paraf ettiği bir işlemden dolayı sorumlu tutulamayacağını, para ödemesini gerçekleştiren gerçekleştirme görevlileri ve harcama yetkililerinin tespit edilerek sorumluluklarının ortaya konulması gerektiğini, görevlendirmelerin müvekkilinin insiyatifi ile gerçekleşmediğini, üst makamların oluru ile işlemin meydana geldiğini, müvekkilinin iddia edilen zararda bir kusur ve sorumluluğunun bulunmadığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile doktora eğitimi için yurt dışına gönderilen personeller için öngörülen 3 yıllık sürenin idare tarafından uygun görülmesi halinde 1 yıl uzatılmasının mevzuat hükümlerine uygun olduğu, anılan dönemde idare tarafından bu uzatmanın olağan şekilde uygulandığı, kaldı ki kurum personelinin doktora sürelerinin 4 yıl olarak uygulanmasına ilişkin idari işlemde davalının karar verici konumda bulunmadığı, yurt dışına gönderilen personellere ilişkin davacı kurumun işleyişi ve önceki uygulamaları doğrultusunda yapılan işlemi paraf etmek suretiyle amirlerine sunduğu, işlemin geçerliliğinin üstleri tarafından uygun görülmesi ve imzalanmasına bağlı olduğu, ilgili personellerin doktora yapma hakkına haiz olmadığının iddia edilmediği, davalının yapılan idari işlemde üstlerini yanıltıcı bir belge, sahte bir evrak kullandığının ya da FETÖ üyesi olması nedeniyle diğer örgüt üyeleri ile irtibatlı bir biçimde, usulsüz işlemlerle kamu zararına neden olduğunun dosya kapsamında iddia ve ispat edilemediği, davaya konu idari işlemin yapıldığı tarihten sonra yapılan bir çok Sayıştay denetimi ve kurum içi denetimlerde dava konusu idari işlemin kamu zararına neden olduğuna ilişkin bir tespit ve belirleme yapılmadığı, davalı hakkında kamu zararına neden olduğuna dair bir ceza mahkumiyetinin de sözkonusu olmadığı gözetildiğinde davalı ... yönünden ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile davanın kabulü yönünde hüküm kurulmasının isabetli görülmediği gerekçeleriyle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmesi gerektiği anlaşılmakla; davalılar ... ve ... aleyhine açılan davanın kabulü ile 1.000,00 TL alacağın 28/06/2017 dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, davalı ... aleyhine açılan davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar ... ve ... vekili ve davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalı tarafından parafe ile imza edilen kurum onayı ile yüksek lisans ve master onaylarının gerekenden fazla uzatıldığını, 5018 sayılı Kanun'un 71. maddesi gereği kamu zararına neden olduğunu belirterek davanın tüm davalılar yönünden kabulu gerektiğini beyanla kararın bozulmasını istemiştir.

Davalılar ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde; mevzuata aykırı bir süre uzatımının öngörülmediğini, zaten mevzuatta mevcut olan bir hakkın topluca (3 yıl + 1 yıl uzatımı şeklinde) dava dışı memurlara ilgili makamlar tarafından doğrudan verildiğini, Yönergenin 14 üncü maddesinin b fıkrasında “... tarafından belirlenen öğretim kurumun ve alanı Genel Müdür onayı ile değiştirebilir.” şeklinde düzenlendiğini, dolayısıyla Genel Müdür tarafından yönerge tarafından verilen yetkisi kullanarak onaylandığıi müvekkile ise yalnızca bu kararı paraflamak kaldığını, iddialara konu olan yurtdışı onayları bu çerçevede yetkili makamlarca yapılmış görevlendirmeler olup bahse konu onayda müvekkilinin büro amiri sıfatıyla ne bir insiyatifi ne de takdiri söz konusu olabileceğini, eğer ki, kamu zararına sebebiyet verilmiş ise sorumluluğun hiyerarşi sıralamasındaki büro amirlerinin değil, söz konusu onayı çıkaran yetkililerde olduğunu, sırf o tarihlerde görev yaptığı için başkalarının aldığı kararlar ve imzaları neticesinde müvekkil görevi itibariyle paraf atmak zorunda olduğu için böyle bir borç yükletilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, ayrıca görevi gereği imza atmış olduğu belgeler de ne bir süre uzatıma ne de açıkça kamu zararına sebebiyet verdiğini, dava dilekçesinde bahsedilen 06.12.2007 tarihli onayda müvekkilin herhangi bir parafı olmadığını, davanın zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin 2007 yılındaki mülakat sınavlarında ise “6” adet doktora kontenjanına yapılan 15 müracaat neticesinde, komisyonda yurtdışı eğitimine gitmeye hak kazanamadığını haksız ve dayanaksız olan davanın reddi gerektiğini, davalıların memur olması, davacı kurum bünyesinde görevli olmaları, davacı ile davalı memurlar arasında çalışan(memur) ilişkisi olması ve açılan bu davada sorumlu oldukları iddia edilenlerin tamamının (davacı kurum da buna dahil) sorumluluk sınırları ve sorumlu oldukları miktarlar belirleneceğinden bu dava kurum içi ilişkilerin de değerlendirilmesi gereken teknik anlamda bir rücu davası olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

Uyuşmazlık, ilgili mevzuat ve Bakanlar Kurulu Kararına aykırı olacak şekilde yüksek lisans/doktora eğitim programlarına katılım sağlayacak ve görev süresi uzatımı yapılacak personelin onaylarını almak üzere İçişleri Bakanlık makam olurunu hukuka aykırı olarak paraf ettiklerinden bahisle oluşan kamu zararının davalı personelden tazmini istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun(6098 sayılı Kanun) 49 ve 74 üncü maddeleri.

1. Somut uyuşmazlıkta, davalılar ... ve ...'ın aleyhlerine verilen ilk derece mahkemesi kararını temyiz etmedikleri, davalı ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmesi gerektiği anlaşılmakla; "Davalılar ... ve ... aleyhine açılan davanın KABULÜ ile 1.000,00 TL alacağın 28/06/2017 dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Davalı ... aleyhine açılan davanın REDDİNE," karar verildiği anlaşıldığından, bölge adliye mahkemesince verilen karara karşı temyiz yoluna başvurmakta davalılar ... ve ...'ın hukuki yararı bulunmadığından temyiz dilekçelerinin reddine karar vermek gerekmiştir.

2. Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; davalı ...'ün ... Dış İlişkiler Daire Başkan Yardımcısı, ...'ın Şube Müdür Vekili, ...'ın Bürolar Amiri olduğu, davanın dayanağı olan tanzim raporu ile 26.06.2007 tarihli İçişleri Bakanlığı makam oluru işleminin davalılar tarafından hukuka aykırı olarak paraf edildiğinin ve bu nedenle davacı kurumun zarara uğradığının tespit edildiği, eldeki davada meydana geldiği iddia edilen kurum zararının tazmininin talep edildiği, ayrıca anılan tazmin raporuna istinaden davalı ... hakkında Ankara 19. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/637 Esas sayılı dosyası ile "görevi kötüye kullanma" eyleminden kamu davası açıldığı, mahkemece yapılan yargılama sonunda davalı ... yönünden zamanaşımı nedeniyle kamu davasının düşürülmesine, davamız dışı bir kısım sanık hakkında ise zamanaşımı nedeniyle kamu davasının düşürülmesine ve bir kısmının da beraatine karar verildiği, verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulduğu ve kararın henüz kesinleşmediği anlaşılmaktadır.
6098 sayılı Kanun'un 74 üncü maddesi uyarınca hukuk hâkimi, ceza mahkemesinin beraat kararı ile bağlı değil ise de, aynı olay nedeniyle ceza yargılamasında hükme dayanak alınan maddi olgularla ve özellikle “fiilin hukuka aykırılığı” konusunda tamamen bağlı olacağı gerek öğreti gerekse de yargısal uygulamada istikrarla kabul edilmektedir. Hal böyle olunca, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır (HGK, 24.12.2014 gün ve 2014/4-846 Esas, 2014/1091Karar).
Davaya konu uyuşmazlıkla ilgili olarak davalı ...'ün görevi kötüye kullanma suçundan yargılandığı Ankara 19. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/637 esas sayılı dosyasının henüz istinaf incelemesinin sonuçlanmadığı ve düşme kararının kesinleşmediği anlaşılmaktadır. Dava konusu olayın özelliği nedeniyle ceza davası sonucunun eldeki davayı etkilemesi söz konusudur. Açıklanan nedenle, ceza mahkemesindeki davanın kesinleşmesi beklenilmeli, kesinleşmiş ceza kararı da değerlendirilerek varılacak sonuca uygun bir karar verilmelidir. Mahkemece açıklanan yönler gözetilmeyerek eksik incelemeye dayalı olarak hüküm kurulması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.

3. Bozma nedenine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazları şimdilik incelenmemiştir.

1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalılar ... ve ... vekilinin temyiz dilekçesinin (isteminin) hukuki yarar yokluğu nedeniyle REDDİNE,

2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

3. Değerlendirme bölümünün (3) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle bozma nedenine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,

Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacıya ve davalılar ... ile ...'a iadesine,

Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

26.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.