Asıl ve Birleşen davanın reddine

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince bozulmuştur.

İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda; asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı ... vekili ve asıl dava davacıları ... ve diğerleri vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

İlk Derece Mahkemesinin vermiş olduğu önceki karar, Yargıtay tarafından bozulmuş olup hükmüne uyulan bozma ilamında özetle; " Mahkemece, yapılan araştırma ve incelemenin hükme yeterli olmadığı, öncelikle, dava genel mahkemeden devrolan 3402 sayılı Kadastro Kanununun 30/2 maddesi gereğince re'sen araştırma yapılması gereken bir dava olduğuna göre, Hazine ve Orman İdaresinin davada taraf olması gerektiği, tarafların dayandığı tapu kayıtları tüm geldi gitti ve revizyon kayıtları getirtilerek usulünce keşifte uygulanıp kapsamının tayin edilmediği, bu haliyle yapılan tapu uygulamasının yeterli olmadığı, bundan ayrı, hükme esas alınan fen, ziraat ve orman bilirkişi tarafından müştereken tanzim edilen raporda yapılan açıklamaların da yeterli olmadığı, Orman bilirkişi, dava konusu taşınmazın kesinleşen tahdit dışında ve tarih belirtmediği memleket haritası ile hava fotoğraflarında orman sayılmayan yerlerden olduğunu belirtmiş ise de uyguladığını belirttiği belgelerin tarihlerini belirtmediği gibi orman kadastro haritası, memleket haritası ve hava fotoğrafları ile kadastro paftası ölçekleri eşitlenerek birbiri üzerine aplike edilmediğinden taşınmazın bu belgelerdeki konumlarının anlaşılmadığı, eksik taraf teşkili ve yetersiz araştırma ve inceleme ile hüküm kurulduğu açıklanarak, usulüne uygun orman araştırması, mera araştırması ve tapu uygulaması yapılması, taşınmazın orman veya mera olmadığının ve tapu kaydı kapsamında kalmadığının tespiti halinde ise zilyetlik araştırması yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi " gereğine değinilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; " davacı ...’ın dayandığı kaydının incelendiği, bu yerde 9/35 hissesinin bulunduğunun ve 48151,02 m2 olduğunun anlaşıldığı, davacının taksim sonucunda 31,32,33,46,47 ve 49 parselleri aldığı, davacı ...’ın aldığı parsellerin toplam miktarının dava konusu taşınmaz hariç 54013,82 m2 olduğu, davacının pay miktarıdan fazlasını bu yerle iktisap ettiği, tapu kaydına dava konusu kazanım yönünden itibar edilmediği, zilyetlik yönünden araştırma yapıldığı, taşınmazın mera ve orman olmadığı, taşınmazın kim tarafından zilyet edildiğinin mahalli bilirkişilerce net olarak bilinmediği gibi, imar ihyanın da tamamlanmadığı, davacıların ayrı ayrı zilyetliklerini ispatlayamadıkları " gerekçesiyle davanın reddine (Bozyazı Asliye Hukuk Mahkemesi 1991/106 Esas sayılı dava), Mersin ili Bozyazı ilçesi ... Köyü ... Mevki 113 ada 49 parsel sayılı taşınmazın 10703.00 m2 yüz ölçümü ve tarla vasfıyla Hazine adına tespit ve tesciline, birleşen davanın reddine (Bozyazı Asliye Hukuk Mahkemesi 1992/48 Esas sayılı dava) karar verilmiş; hüküm, davalı ... vekili ve asıl dava davacıları ... ve diğerleri vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılıp mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun( 6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı ... vekilinin ve asıl dava davacıları ... ve arkadaşları vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

S O N U Ç: Açıklanan nedenlerle;

Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,

59,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 368,30 TL'nin temyiz eden davalı ...'den alınmasına,

54,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 373,20 TL'nin temyiz eden asıl dava davacıları ... ve arkadaşlarından alınmasına,

1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
26.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.