Mahkumiyet

Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:

Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve belgeler ile gerekçe içeriğine göre; sanığın soyut nitelikteki savunması dışında mağdurdan kaynaklanan haksız tahrik niteliğinde eylemleri kanıtlayan ve haksız tahrik hükümlerinin uygulanmasını gerektiren kesin delillerin bulunmadığı ve mahkemenin takdir ve gerekçesi yerinde görülmekle tebliğnamedeki bu yönde bozma isteyen görüşe iştirak edilmeyerek yapılan incelemede; başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
1) 29/08/2014 tarihli eylem yönünden; sanığın aşamalarda alınan savunmalarında mağduru tehdit ettiğini kabul etmemesi, mağdurun hükümden sonra verdiği dilekçe ile tehdit olayının yaşanmadığını beyan etmesi,mağdur anlatımının tarafsız tanık beyanı ile desteklenmemesi karşısında, sanığın 29/08/2014 tarihli eylem yönünden atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı ve 27/08/2014 tarihli eylem yönünden; sanık ve mağdurun mahkeme aşamasında sanığın elinde bulunan bardağın plastik bardak olduğunu beyan etmeleri karşısında sanığın elindeki bardağın TCK 6. maddesi gereğince silah niteliğinde olmadığı anlaşılmakla; sanığın eyleminin TCK 106/1.1 cümlesinde düzenlenen tehdit suçunu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
2) Sanığın eyleminin TCK’nın 106/1-1. cümlesi kapsamındaki tehdit suçunu oluşturduğunun kabulü halinde ise;
a) Sanık hakkında TCK’nın 106/2-a maddesi kapsamındaki tehdit suçundan dava açıldığı halde yapılan yargılamada eyleminin aynı Kanunun 106/1-1.cümle kapsamındaki tehdit suçunu oluşturduğunun anlaşılması karşısında, tehdit suçunun CMK’nın 253/3 maddesi uyarınca uzlaşmaya tabi hale gelmesi nedeniyle, aynı Kanunun, 253 ve 254 maddeleri uyarınca uzlaşma hükümlerinin uygulanması ve sonucuna göre sanığın hukuksal durumunun belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
b) 17/10/2019 gün ve 7188 sayılı Kanunun 24. maddesiyle değişik CMK'nın 251. maddesinde Basit Yargılama Usulü düzenlenmiş olup, bu düzenlemenin uygulanmasıyla ilgili olarak, CMK’ya 7188 sayılı Kanunla eklenen geçici 5. maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin, Anayasa Mahkemesinin 14/01/2021 tarihli ve 2020/81 esas, 2021/4 sayılı kararıyla "basit yargılama usulü" yönünden Anayasa'nın 38. maddesine aykırı görülerek iptaline karar verilmesi karşısında, temyiz incelemesi yapılan ve CMK’nın 251/1. maddesi kapsamına giren suçlar yönünden; Anayasa'nın 38. maddesi ile 5237 sayılı TCK'nın 7 ve CMK'nın 251 vd. maddeleri gereğince yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş ve sanık ... ile müdafisinin temyiz nedenleri yerinde görülmekle, tebliğnameye farklı gerekçeyle uygun olarak HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayıp sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 12/10/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.