Mahkûmiyet
İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir sebeplerin bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Bozkır Asliye Ceza Mahkemesinin 24.01.2019 tarih ve 2018/72 Esas, 2019/17 Karar sayılı kararıyla, sanık hakkında imar kirliliğine neden olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 184 üncü maddesinin beşinci fıkrası ve 5271 saylı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca kamu davasının düşürülmesine,
2. (1) nolu bölümde belirtilen karara yönelik katılan vekili tarafından yapılan istinaf başvurusu üzerine, duruşma açılarak yapılan yargılama sonucunda Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 26.06.2019 tarih ve 2019/763 Esas, 2019/1392 Karar sayılı kararıyla, sanık hakkında imar kirliliğine
neden olma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 184 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 ve 51 inci maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, cezanın ertelenmesine ve 1 yıl denetim süresi belirlenmesine,
Karar verilmiştir.
1. Bölge Adliye Cumhuriyet Savcısının temyiz sebebi, İlk Derece Mahkemesince verilen düşme kararının hukuka uygun olduğuna,
2. Sanık müdafiinin temyiz istemi, usûl ve yasaya aykırı karar verildiğine, suça konu taşınmaz için yapı kayıt belgesi alındığına, sanığın şahsi hallerinin dikkate alınması ve sanık hakkında düşme kararı verilmesi gerektiğine,
3. Katılan vekilinin temyiz nedeni, eksik inceleme ve hatalı değerlendirme yapıldığına, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 154 üncü maddesi uyarınca da mahkûmiyet kararı verilmesi gerektiğine ve resen belirlenecek hususlara,
İlişkindir.
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanığın taşınmazına balkon eklentisi yaparak atılı suçu işlediğinden bahisle açılan kamu davasına ilişkin, sanık savunması, katılan vekili beyanı, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü'nün 18.07.2018 tarihli cevabi yazı ve ekleri ile tüm dosya kapsamı dikkate alınıp İlk Derece Mahkemesince, 7143 sayılı Kanun'un 16 ncı maddesi ile 3194 sayılı İmar Kanunu'na eklenen geçici 16 ncı maddesi çerçevesinde davaya konu taşınmaz yönünden yapı kayıt belgesi alınmış olması nedeniyle sanık hakkında kamu davasının düşürülmesine karar verildiği anlaşılmıştır.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince "sanığın, evine yaptığı balkon ile 5.89 m²'lik alanda taşınmaz sınırının dışına çıktığı, yapılan balkonun 2.16 m²'lik kısmının yol boşluğuna ait olduğu, imara aykırı olarak yapılan balkonun bir kısmının kamunun kullanımında olan yolun içinde kalması sebebiyle 7143 Sayılı Kanun ile eklenen 3194 Sayılı İmar Kanununun geçici 16. Maddesi kapsamında kalmadığı, ruhsatsız olarak yapılan balkonun yıkılarak eski ... getirilmediği" şeklindeki gerekçeyle, İlk Derece Mahkemesince kurulan hüküm kaldırılarak, sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmiştir.
Sanığın aşamalardaki savunmaları, 12.02.2018 tarihli bilirkişi raporunda davaya konu imalatın 6-7 yıl önce yapıldığının belirtilmesi ve tüm dosya kapsamı dikkate alındığında, suç tarihinin şubat 2012 öncesi olduğu anlaşılmakla;
Sanığın yargılama konusu eylemi için, 5237 sayılı Kanun’un 184 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ile 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.
Suç tarihinden itibaren, sanığa atılı suçun tabi olduğu 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik, Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısı, sanık müdafii ve katılan vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden HÜKMÜN, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5237 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrası (e) bendi, 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası ve 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bozkır Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
26.06.2024 tarihinde karar verildi.