Mahkûmiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.Temyizin kapsamına göre; Polatlı Cumhuriyet Başsavcılığının 22.02.2007 tarihli ve 2007/178 Esas, 2007/113 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması talebiyle Polatlı Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır.

2.Polatlı Asliye Ceza Mahkemesinin 11.03.2009 tarihli ve 2007/85 Esas, 2009/156 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 6 ay hapis ve 2.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

3. Anılan kararın sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 16.01.2018 tarihli ve 2015/52 Esas, 2018/362 Karar sayılı kararı ile eylemin 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendine temas edip etmeyeceğinin değerlendirilmesi için görevsizlik kararı verilmesi yönünde bozulmasına karar verilmiştir.

4.Görevsizlik kararı üzerine Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.07.2019 tarihli ve 2018/305 Esas, 2019/374 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi ve son cümlesi, 52 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 4 yıl hapis ve 12.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, ancak bozmadan önce aleyhe temyiz olmadığından sanığın kazanılmış hakkı korunarak neticeten 1 yıl 6 ay hapis ve 2.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

Sanık sebep belirtmeksizin cezasının temyizini talep etmiştir.

1.Katılanın soğan ekimi yaptığı, sanığın katılandan 63 ton soğan satın alarak karşılığında senet ve suça konu yasal unsurları haiz keşidecisi ... gözüken 15.01.2007 keşide tarihli ve 5.700,00 TL bedelli çeki ciro ederek katılana verdiği anlaşılmıştır.

2. Suça konu çekin bankaya ibrazı üzerine sahte olduğu, çekteki keşideci imzasının keşideciye ait olmadığı ve çek numarasının da değiştirilmek suretiyle sahteleştirildiği, aldatıcılık niteliğini de haiz olduğu belirlenmiştir.

3. Sanık hakkında resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından açılan davada basit dolandırıcılıktan mahkûmiyet hükmü kuruluğu, sanığın eyleminin sahte çeki vererek soğan alması nedeniyle nitelikli dolandırıcılık suçuna temas edip etmeyeceğinin değerlendirilmesi için Yargıtay tarafından bozulduğu, önceki hükmün sadece sanık tarafından temyiz edildiği, bozmadan sonra yapılan yargılamada suç tarihi itibarıyla sahtecilik suçu zamanaşımına uğradığından düşme kararı verildiği ve bu hükmün temyiz kapsamı dışında olduğu belirlenmiştir.

4. Sanığın hazırlık aşamasındaki savunmasında; suça konu çeki keşideci gözüken ...'in kardeşinden aldığını söylediği ancak ...'nın kardeşinden almadığının anlaşılması üzerine İzmir'den gelen açık kimlik ve adres bilgilerini bilmediği ... isimli kişiden aldığını söylediği, bozma sonrası talimat ile alınan ifadesinde ise açık kimlik ve adres bilgilerini bilmediği Şerafettin isimli birinden aldığını söyleyerek çelişkili anlatımlarda bulunduğu anlaşılmıştır.

5. Mahkemece tüm deliller ışığında; sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.

1. Tekerrüre esas sabıkaları bulunan sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 58 nci maddesi gereğince tekerrür hükümlerinin uygulanmaması aleyhe temyiz bulunmadığı gözetilerek bozma nedeni yapılmamıştır.

2.Adli emanetin 2021/18115 sırasına kayıtlı suça konu belgenin akıbeti ile ilgili olarak mahallinde bir karar verilmesi mümkün görülmüştür.

3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

26.06.2024 tarihinde karar verildi.