İtirazname No: 2019/132178
KARARI VEREN

YARGITAY DAİRESİ: 8. Ceza Dairesi

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Sanığın nitelikli dolandırıcılık suçundan cezalandırılması istemiyle açılan kamu davasında yapılan yargılama sırasında, Bursa 5. Ağır Ceza Mahkemesince 19.03.2012 tarih ve 129-98 sayı ile sanığın nitelikli dolandırıcılık olarak vasıflandırılan eyleminin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 245/2-3. maddelerinde düzenlenen sahte kredi kartı üretme ve sahte kredi kartını kullanmak suretiyle yarar sağlama suçlarını oluşturabileceği gerekçesiyle verilen görevsizlik kararı üzerine, dosyanın gönderildiği Bursa 6. Asliye Ceza Mahkemesince 18.09.2018 tarih ve 687-686 sayı ile sanığın sahte kredi kartı üretme suçundan TCK'nın 245/2,62 ve 52. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 80 TL adli para cezası; sahte kredi kartı kullanmak suretiyle yarar sağlama suçundan ise aynı Kanun'un 245/3,62 ve 52. maddeleri uyarınca 3 yıl 4 ay hapis ve 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, her iki suç bakımından TCK'nın 53/1. maddesi uyarınca hak yoksunluğuna karar verilmiştir.
Bu hükümlerin, sanık müdafileri tarafından istinaf edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesince 15.05.2019 tarih ve 1798-677 sayı ile; TCK’nın 53/1. maddesinin uygulanmasına ilişkin kısımların düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bursa Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığınca 14.10.2019 tarih ve 207-45 sayı ile; "... Yargıtay Ceza Genel Kurulunun benzer bir dava dosyasında vermiş olduğu kararın incelenmesi sonucu olayda sadece TCK 245/3. maddesi uygulanmak suretiyle hüküm kurulması gerekeceği," düşüncesiyle itiraz yoluna başvurulmuştur.
Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin 08.11.2019 tarihli ve 1798-677 sayılı ek kararı ile itirazın kabulüne, anılan Dairenin 15.05.2019 tarihli ve 1798-677 sayılı kararının ortadan kaldırılmasına, ilk derece mahkemesi
gerekçeli kararının sahte kredi kartı üretme suçundan TCK'nın 245/2. maddesi uyarınca kurulan mahkûmiyet hükmüne ilişkin "A" fıkrasının bütün bentleri ile birlikte hükümden çıkarılmasına, yerine; "Her ne kadar sanığın başkalarına ait banka hesaplarıyla ilişkilendirilerek sahte banka veya kredi kartı üreten, satan, devreden, satın alan veya kabul eden kişi olduğundan bahisle 5237 s. TCK'nın 245/2. maddesi gereğince cezalandırılması için kamu davası açılmış ise de; sanığın akrabası olan mağdur adına düzenlenmiş kredi kartını aldığı ve bu kredi kartını birden fazla kez kullandığı, 5237 s. TCK'nın 245/2. maddesinin geçitli suç olduğu anlaşılmakla, eyleminin kül hâlinde 5237 s. TCK'nın 245/3. maddesini oluşturduğu görülmekle, sanığa 5237 s. TCK'nın 245/2. maddesi gereğince ceza verilmesine yer olmadığına," ibaresinin eklenmesine, sahte kredi kartını kullanmak suretiyle yarar sağlama suçundan TCK'nın 245/3. maddesi uyarınca kurulan mahkûmiyet hükmüne ilişkin ise gerekçeli kararın "B" fıkrasının 4. bendinin hükümden çıkarılarak yerine; "Sanığın kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkûmiyetinin sonucu olarak, Anayasa Mahkemesinin TCK'nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin 24.11.2015 tarihinde yürürlüğe giren 08.10.2015 gün ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı kararının gözetilmek suretiyle 5237 sayılı TCK'nın 53/1. maddesinde belirtilen haklardan yoksun bırakılmasına, aynı maddenin 2 ve 3. fıkrası uyarınca 1-c bendindeki hak yoksunluğunun şartlı tahliye tarihine kadar, diğer hak yoksunluklarının cezanın infazı tamamlanıncaya kadar uygulanmasına," ibaresinin eklenmesi suretiyle düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bu hüküm ve kararın katılan banka vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 8. Ceza Dairesince 01.02.2021 tarih, 3883-1374 sayı ve oy çokluğuyla temyiz isteminin reddine karar verilmiştir.
Daire Başkanı A. Güngören ve O. Yalmancı; "... Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2018/11-38 Esas, 2018/113 Karar sayılı ilamında 'Bölge adliye mahkemesi ceza daireleri tarafından verilen mahkûmiyet kararı dışındaki 'beraat', 'düşme' veya 'ceza verilmesine yer olmadığına' ilişkin kararlar, CMK'nın 286. maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi kapsamında değerlendirilmeyecek ve bu kararlara karşı temyiz kanun yolu açık olacaktır.' şeklindeki kararına göre TCK'nın 245/2. maddesi uyarınca verilen ceza verilmesine yer olmadığı kararının temyizi olanaklı olduğu ve sanığın eylemleri Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesi tarafından tek suç olarak kabul edilerek TCK'nın 245/2. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından verilen hüküm TCK'nın 245/3. maddesi ile kurulan hükmün içerisine alındığından, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin hükümlerinin tümünün temyizinin mümkün hâle geldiği anlaşılmakla, Bölge Adliye Mahkemesininin sonuç cezayı beş yılın altında belirlemesinin bu karara yönelik temyiz haklarını bertaraf etmeyeceği, dosyanın esastan incelenmesi gerektiği," düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır.

II. İTİRAZ SEBEPLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 16.04.2021 tarih ve 132178 sayı ile karşı oyda yer alan görüş doğrultusunda itiraz yoluna başvurmuştur.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 8. Ceza Dairesince 28.06.2021 tarih, 8466-16833 sayı ve oy çokluğuyla; itiraz nedeni yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

III. UYUŞMAZLIK KONUSU VE ÖN SORUN
Özel Daire çoğunluğu ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; ilk derece mahkemesince sanığın sahte kredi kartı üretme suçundan TCK’nın 245/2. maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 80 TL adli para cezası; sahte kredi kartı kullanmak suretiyle yarar sağlama suçundan ise aynı Kanun’un 245/3. maddesi uyarınca 3 yıl 4 ay hapis ve 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükümlerin sanık müdafileri tarafından istinaf edilmesi üzerine, bölge adliye mahkemesi ceza dairesince sahte kredi kartı üretme suçundan ilk derece mahkemesince kurulan mahkûmiyet hükmünün kaldırılarak ceza verilmesine yer olmadığına; sahte kredi kartı kullanmak suretiyle yarar sağlama suçundan ilk derece mahkemesince kurulan mahkûmiyet hükmünün ise TCK’nın 53/1. maddesinin uygulanmasına ilişkin kısmının düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi durumunda, bu hüküm ve kararın katılan banka vekili tarafından temyizinin mümkün olup olmadığının belirlenmesine ilişkin ise de Yargıtay İç Yönetmeliği'nin 27. maddesi uyarınca öncelikle; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının lehe mi aleyhe mi olduğunun, aleyhe olduğu sonucuna ulaşılması hâlinde ise süresi içinde itirazda bulunulup bulunulmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.

IV. ÖN SORUNA İLİŞKİN OLAY VE OLGULAR
Katılan banka vekili 02.12.2019 tarihli temyiz dilekçesinde; "... Tüm bu durumlar karşısında sanığın TCK 245/2. maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi gerekirken akrabası olan mağdur adına düzenlenmiş kredi kartını aldığı ve bu kredi kartını birden fazla kez kullandığı, 5237 s. TCK'nın 245/2. maddesinin geçitli suç olduğu anlaşılmakla, eyleminin kül hâlinde 5237 s. TCK'nın 245/3. maddesini oluşturduğu görülmekle, sanığa 5237 s. TCK'nın 245/2. maddesi gereğince ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi haksız ve hukuka aykırıdır." gerekçesiyle Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin 08.11.2019 tarihli ve 1798-677 sayılı ek kararının bozulmasına karar verilmesini talep ettiği,
Özel Dairece 01.02.2021 tarih, 3883-1374 sayı ve oy çokluğu ile; "Bölge Adliye Mahkemesi ve ilk derece mahkemesince verilen cezalar beş yıldan fazla olmadığı gibi Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın cezayı arttıran nitelikte olmaması nedeniyle CMK'nın 286/2-a, b maddesi uyarınca hükmün niteliği itibarıyla temyiz edilemez olduğu anlaşılmakla, katılan vekilinin ek karara yönelik temyiz isteminin CMK'nın 298. maddesi gereğince reddine," karar verildiği, bu ilamın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına 12.03.2021 tarihinde teslim edildiği,
Anlaşılmıştır.

Ön soruna ilişkin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itiraz yetkisi, CMK'nın olağanüstü kanun yollarının yer aldığı "Altıncı Kitap", "Üçüncü Kısım", "Birinci Bölüm"deki 308. maddede, uygulama tarihi itibarıyla şöyle düzenlenmiştir;
"(1) Yargıtay ceza dairelerinden birinin kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, re'sen veya istem üzerine, ilâmın kendisine verildiği tarihten itibaren otuz gün içinde Ceza Genel Kuruluna itiraz edebilir. Sanığın lehine itirazda süre aranmaz.
(2) İtiraz üzerine dosya, kararına itiraz edilen daireye gönderilir.
(3) Daire, mümkün olan en kısa sürede itirazı inceler ve yerinde görürse kararını düzeltir; görmezse dosyayı Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderir."
Bu düzenlemeyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının, Yargıtay ceza dairelerinden birinin hukuka aykırılık taşıdığını düşündüğü kararına karşı, ilamın kendisine verildiği tarihten itibaren 30 gün içinde itiraz yoluna başvurabileceği kabul edilmiştir. Sanığın lehine itirazda süre şartı aranmayacağı sarih olarak belirtildiğinden, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı sanık aleyhine itirazda bulunacaksa Özel Daire kararının Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına verildiği tarihten itibaren başlayacak 30 günlük süre içinde itiraznamesini ilgili Daireye sunmalıdır. Kanun'un öngördüğü 30 günlük süre, hak düşürücü nitelikte olduğundan süresinden sonra yapılan itirazın reddine karar vermek gerekecektir.
Bu açıklamalar ışığında ön sorun değerlendirildiğinde;
İlk derece mahkemesince sanığın sahte kredi kartı üretme suçundan TCK’nın 245/2. maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 80 TL adli para cezası, sahte kredi kartı kullanmak suretiyle yarar sağlama suçundan ise ayrıca aynı Kanun’un 245/3. maddesi uyarınca 3 yıl 4 ay hapis ve 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin verilen hükümlerin sanık müdafileri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesi ceza dairesi tarafından sahte kredi kartı üretme suçundan ilk derece mahkemesince kurulan mahkûmiyet hükmünün kaldırılarak ceza verilmesine yer olmadığına, sahte kredi kartı kullanmak suretiyle yarar sağlama suçundan ilk derece mahkemesince kurulan mahkûmiyet hükmünün ise TCK’nın 53/1. maddesinin uygulanmasına ilişkin kısmının düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiğinin, bu hüküm ve karara yönelik katılan banka vekilinin temyiz isteminin dosyayı inceleyen Özel Dairece reddine karar verildiğinin, bu karara yönelik Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca da anılan ek kararda yer alan ceza verilmesine yer olmadığı hükmü ile düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararın temyiz edilebilir nitelikte olduğu ve Özel Dairece incelenmesi gerektiği görüşüyle itiraz yoluna başvurulduğunun anlaşıldığı olayda;
Sanığın TCK'nın 245/2 ve 245/3. maddeleri uyarınca ayrı ayrı cezalandırılması gerektiğine ilişkin katılan banka vekilinin temyizinin esastan incelenmesi gerektiğine yönelik itirazın, doğuracağı sonuçlar itibarıyla açıkça sanık aleyhine olduğunda şüphe bulunmadığına göre CMK'nın uygulama tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 308. maddesi uyarınca 30 günlük süreye tâbi olduğu, 12.03.2021 tarihinde başlayan itiraz süresinin 12.04.2021 tarihinde dolduğu hâlde, itiraz yoluna 16.04.2021 tarihinde başvurulduğunun anlaşılması karşısında, 30 günlük kanuni süreden sonra yapılan sanık aleyhindeki itirazın süre yönünden reddine karar verilmelidir.
Ulaşılan sonuç karşısında, asıl uyuşmazlık konusu bu aşamada değerlendirilmemiştir.

Açıklanan nedenlerle;

1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE,

2- Dosyanın, Bursa 6. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilamının bir örneğinin ise Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.06.2024 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.