İstinaf başvurusunun esastan reddine

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Cizre Kadastro Mahkemesinin davanın kabulüne ilişkin kararına karşı davalılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuş, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesince istinaf talebinin esastan reddine, kamu düzeni nedeniyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden hüküm kurularak, davanın kabulüne karar verilmiş olup, bu kez davalılar vekili Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi kararını duruşmalı olarak temyiz etmiş, duruşma istemi değerden ret edilerek, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:

Şırnak ili, Silopi ilçesi, ... köyü, ... mevkii, 104 ada 6 parsel sayılı taşınmaz, 188.678,72 m² yüzölçümü ve tarla vasfıyla, 2017 yılında davalılar adına tespit edilmiştir.

Davacı Hazine temsilcisi, dava konusu taşınmazın kadastro tespiti sırasında senetsizden ve belgesizden davalılar adına tespit edildiğini ancak taşınmazın imar ve ihya edilmediğini, davalılar tarafından kullanılmadığını, kadastro tespitinin doğru olmadığını açıklayarak, tespitin iptali ile taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince; dava konusu taşınmazın orman vasfında olduğu gerekçesiyle; davanın kabulü ile dava konusu taşınmazın orman vasfıyla Hazine adına tesciline, yargılama giderlerinin davalılara yükletilmesine karar verilmiş, karara karşı davalılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuş, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesince, İlk Derece Mahkemesi’nin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı, ancak, çekişmeli taşınmazın kadastro tespitinin iptaline karar verilmeden infazda tereddüt yaratacak şekilde karar verildiği ve yine davanın kabulü ile harç, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakıldığı, 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Kanun'un 16. maddesiyle 3402 sayılı Kanuna eklenen "Kadastro işlemi ile oluşan tesbit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekâlet ücreti dahil, yargılama giderine hükmolunmaz” şeklindeki 36/A maddesi ve 17. maddesi ile eklenen "Bu Kanun'un 36/A maddesi hükmü, henüz infaz edilmemiş yargı kararlarındaki vekâlet ücreti dâhil yargılama giderleri için de uygulanır” şeklindeki geçici 11. maddesi hükümleri gereğince davalılar aleyhine harç, vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmesinin doğru olmadığı, verilen kararın bu yönlerden HMK'nin 355. maddesi hükmü uyarınca kamu düzenine aykırılık oluşturduğu gerekçesiyle; "...kamu düzenine aykırılık nedeniyle Cizre Kadastro Mahkemesi'nin kararının kaldırılmasına, HMK'nin 353/(1)-b.2 maddesi gereğince esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına, buna göre; davacı tarafından davalılar aleyhine açılan davanın kabulüne, dava konusu Şırnak İli, Silopi İlçesi, ... köyü, 104 ada 6 parsel sayılı taşınmazın davalılar adına yapılan kadastro tespitinin iptali ile "orman" vasfıyla Maliye Hazinesi adına tapuya kayıt ve tesciline, davacı kurum harçtan muaf olduğundan başkaca harç alınmasına yer olmadığına, davacı Hazine tarafından yapılan yargılama giderlerinin Kadastro Kanunu'nun 36/A maddesi gereğince davacı üzerinde bırakılmasına, davacı Maliye Hazinesi kendisini bir vekil ile temsil ettirmiş ise de Kadastro Kanunu'nun 36/A maddesi dikkate alınarak lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına...” karar verilmiş olup, bu kez hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava, kadastro tespitine itiraz istemine ilişkindir.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

S O N U Ç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA,

54,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 373,20 TL'nin temyiz edenden alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

26.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.