Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı-davalı ... ve ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 117 ada 3,5 ve 118 ada 5 parsel sayılı sırasıyla 4.038,87 m², 2.274,53 m² ve 9.879,21 m² yüzölçümündeki taşınmazlar miras yoluyla gelen hakka, paylaşmaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davacı-davalı ... adına, aynı sebeplere dayanılarak; 117 ada 4 ve 118 ada 4 parsel sayılı sırasıyla, 13.906,71 m² ve 11.476,71 m² yüzölçümündeki taşınmazlar davacı-davalı ... adına, 102 ada 1 ve 121 ada 15 parsel sayılı 6.523,14 m² ve 4.396,33 m² yüzölçümündeki taşınmazlar sırasıyla davalılar Ali Kahveci mirasçıları ve Ali Kahveci adına, 133 ada 1 parsel sayılı 2.839,24 m² yüzölçümündeki taşınmaz ise çalılık ve meşelik vasfı ile Hazine adına tespit edilmiştir. Davacılar ..., ... ve ... miras yoluyla gelen hakka dayanarak ve paylaşım yapılmadığını öne sürerek dava konusu 117 ada 3,4,5 ve 118 ada 4 ve 5 parsel sayılı taşınmazlara yönelik dava açmışlardır. Davalı-davacılar Osman ve ... ise davacı-davalı ...'ya paylaşım neticesi isabet eden bölümün 133 ada 1,102 ada 1 ve 121 ada 15 parsel sayılı taşınmazlar içinde kaldığını ve adı geçen yerin tespiti ile davacı-karşı davalı ... adına tapuya tescili istemiyle dava açmışlardır. Mahkemece dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda, davacı-davalılar ..., ... ve ... tarafından dava konusu 117 ada 3,4,5 ve 118 ada 4 ve 5 parsel sayılı taşınmazlar yönünden miras payına yönelik açılan davanın kabulüne, taşınmazların miras payları oranında davacı-davalılar ..., ... ve ... adına tapuya tesciline, davalı-davacılar Osman ve ... tarafından 133 ada 1 parsel sayılı taşınmaza yönelik açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline, 121 ada 15 ve 102 ada 1,127 ada 52 parsel sayılı taşınmazlar yönünden açılan davanın ispatlanaması nedeniyle reddine, taşınmazların tespit gibi tapuya tescillerine karar verilmiş; hüküm, davalı-davacılar Osman ve ... tarafından temyiz edilmiştir.

1-Davalı-davacılar Osman ve ...'nin dava ve temyize konu 102 ada 1 ve 121 ada 15 parsel sayılı taşınmazlara yönelik temyiz itirazlarının değerlendirilmesinde, davalı-davacılar Osman ve ... 1.6.2005 tarihli dava dilekçelerinde, kök miras bırakan İhsan Kahveci'nin sağlığında taşınmazları paylaştırdığını ve mirasçılardan ...'ya isabet eden taşınmaz bölümünün Ali Kahveci mirasçıları adına tespit edildiğini öne sürerek dava açtıkları ve dava konusu 102 ada 1 ve 126 ada 15 parsel sayılı taşınmazların ... adına tapuya tescilini talep ettikleri anlaşılmaktadır. Davacı-davalı ...'nın 102 ada 1 ve 126 ada 15 parsel sayılı taşınmazlara yönelik bir davası olmadığı gibi açılan davaya da katılmadıkları davalı-davacılar Osman ve ...'nin de ... adına dava açma hak ve yetkileri bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca, davalı-davacılar Osman ve ...'nin 102 ada 1 ve 126 ada 15 parsel sayılı taşınmazlara yönelik davalarının aktif dava ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine, taşınmazlara ait tutanak ve eki belgelerin tespit gibi tescil işlemi yapılmak üzere Kadastro Müdürlüğüne iadesine karar verilmesi gerekirken, mahkemece işin esasına girilerek ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi dava konusu olmayan 127 ada 52 parsel sayılı taşınmaz hakkında taraflar arasında kesin hüküm oluşturacak şekilde tescil hükmü kurulması dahi isabetsiz ise de yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirmediğinden,hükmün 2-B bendinin b fıkrasının hüküm yerinden tamamen çıkarılmasına; yerine "dava konusu 121 ada 15 ve 102 ada 1 parsel sayılı taşınmazlar yönünden açılan davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine, dava konusu 121 ada 15 ve 102 ada 1 parsel sayılı taşınmazlara ait ve dava konusu olmadığı anlaşılan 127 ada 52 parsel sayılı taşınmaza ait tutanak ve eki belgelerin tespit gibi tescil işlemi yapılmak üzere Kadastro Müdürlüğüne iadesine," sözlerinin yazılmasına, gerekçesi itibariyle yanlış sonucu itibariyle doğru olan hükmün düzeltilen bu şekliyle ONANMASINA, hüküm düzeltilerek onandığından harç alınmasına yer olmadığına,

2-Davalı-davacılar Osman ve ...'nin dava konusu 117 ada 3,4,5 ve 118 ada 4 ve 5 parsel sayılı.../.. taşınmazlara yönelik temyiz itirazlarına gelince; iddia ve savunmaya, mahkemece toplanıp değerlendirilen deliller ile duruşma tutanaklarına, yansıyan bilgi ve belgelere göre dava ve temyize konu taşınmazların tarafların ortak miras bırakanı İhsan Kahveci'den kaldığı yönünde yanlar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, ortak miras bırakanın sağlığında dava ve temyize konu taşınmazları bağışlayarak zilyetliğini devredip devretmediği, bağışlamamış ise, ölüm gününden sonra mirasçıları arasında yöntemine uygun şekilde bir paylaşmanın yapılıp, yapılmadığı yönünde toplanmıştır.
Mahkemece dava ve temyize konu taşınmazların tarafların ortak miras bırakanı tarafından sağlığında bağışlanmadığı gibi miras bırakanın ölüm gününden sonra mirasçıları arasında yöntemine uygun şekilde bir paylaşmanın da yapılmadığı gerekçe gösterilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de mahkemece yapılan araştırma hüküm vermeye yeterli değildir.

Dava konusu taşınmazlar başında yapılan keşifte tutanak bilirkişisi Mehmet Coşkun usule aykırı olarak yerel bilirkişi olarak dinlendiği gibi, diğer tutanak tanıkları dinlenilmemiş varsa yasal nedenleri hüküm yerinde gösterilmemiş ve keşifte dinlenilen yerel bilirkişi ve taraf tanıklarının beyanları arasındaki çelişkiler dahi giderilmemiştir. Eksik inceleme ve araştırmaya dayanılarak hüküm verilemez.
O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için dava konusu taşınmazların ortak miras bırakan tarafından sağlığında taraflara bağışlanarak zilyetliğin devredilip devredilmediği tereddütsüz belirlenmeli, bağışlama olgusunun gerçekleşmediğinin tespiti halinde ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra, mirasçıları arasında yöntemine uygun bir paylaşmanın yapılıp yapılmadığı tespit edilmelidir.
Paylaşım için ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra, tüm mirasçılarının bir araya gelerek terekeyi kendi aralarında pay etmeleri her bir mirasçının kendi payına düşeni aldıktan sonra, terekedeki diğer miras haklarından vazgeçmesi koşuluna bağlıdır. Saptanan dava niteliği ile az yukarıda vurgulanan hukuksal olgular da dikkate alındığında, yerel mahkemece yapılan araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir. Hükme dayanak yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanık sözleri olaylara dayanmayan soyut nitelikte gerekçesiz sözlerden ibarettir.
O halde, sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için, öncelikle ortak miras bırakanın terekesine dahil dava dışı başka taşınmaz mallar bulunup, bulunmadığı araştırılmalı, varsa sözü edilen taşınmazların, kadastro tespit tutanakları ve dayanakları belgeler, davalı iseler dava dosyaları da getirtilmeli, daha sonra yöreyi iyi bilen, yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar ile tespit tutanağı bilirkişilerinin tümü hazır olduğu halde, taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, yerel bilirkişi ve tanıklardan bağışlama olgusu ile ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra, mirasçıları arasında az yukarıda açıklanan hukuksal olgulara göre yöntemine uygun bir paylaşma yapılıp, yapılmadığı, yapılmış ise dava konusu taşınmazların hangi mirasçı ya da mirasçıların miras payına isabet ettiği yolunda yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, diğer mirasçı ya da mirasçıların, miras payına karşılık kendilerine terekeden ne verildiği duraksamasız belirlenmeli, bu hususta diğer taraf adına tespit edilen taşınmazların tespit nedenleri dikkate alınmalı, bu konularda da yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrıntılı bilgi alınmalı, keşifte dinlenen bilirkişi ve tanıkların anlatımları ile tutanak bilirkişilerinin beyanları çeliştiği takdirde tutanak bilirkişilerinin tümü taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek çelişki giderilmeli, mirasçılar arasında, aynı nitelikte kadastro mahkemesinde görülmekte olan dava ya da davalar varsa, usulün 45 ve onu izleyen maddeleri hükmü uyarınca davalar arasında, fiili ve hukuki irtibatın varlığı, davalardan biri hakkında verilecek hükmün, aynı nitelikteki diğer davanın sonucunu etkileyeceği gözönüne alınarak dava dosyalarının, birleştirileceği düşünülmeli, sonuçlanan ve kesin hükme bağlanan, davalar varsa, deliller değerlendirilirken, sözü edilen taşınmazlarla ilgili olarak, yerel mahkemesinden verilen ve kesinleşen hükümler de gözönüne alınmalı, özellikle, sözü edilen taşınmaz ya da taşınmazların, tespit tutanakları içeriğinde, paylaşma olgusuna, yer verilip, verilmediği yönü üzerinde durulmalı, uyuşmazlığın niteliğine göre, deliller değerlendirilirken paylaşmada her bir mirasçıya eşit yüzölçümde ve eşit verimlilikte taşınmaz, ya da 2012/4684 ekonomik yönden aynı parasal değerde menkul mal, isabet etmesinin paylaşmanın koşulu olmadığı, gözönünde tutulmalı, bir ya da bir bölüm mirasçıya miras payına karşılık menkul mal verilmiş ise niteliği ve adedi belirlenmeli, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller bu çerçevede değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi, kabule göre de; dava konusu 133 ada 1 parsel sayılı taşınmaza yönelik davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verildiğine göre taşınmaza ait tutanak ve eki belgelerin tespit gibi tescil işlemi yapılmak üzere Kadastro Müdürlüğü'ne iadesine karar verilmesi gerekirken, taraflar arasında kesin hüküm oluşturacak şekilde tescil hükmü kurulması dahi isabetsiz, davalı-davacı ... ve ...'nin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile dava ve temyize konu 117 ada 3,4,5 ve 118 ada 4 ve 5 parsel sayılı taşınmazlara yönelik hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde davalı-davacı ... ve ...'ye iadesine, 18.12.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.