Dava dilekçesinde nafaka alacağından dolayı borçlu olmadığının tespiti istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili dilekçesinde, davalının müvekkili olan davacı aleyhine nafaka borcu nedeni ile icra takibi yapıldığını beyan ederek, bu takip nedeni ile borçlu olmadığının tespiti ile takibin iptaline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Mahkemece, davalı kadın lehine hükmolunan yoksulluk nafakasının kaldırılmasına ve takibin iptaline ilişkin davanın reddine karar vermiştir.HUMK.’nun 74 (6100 sayılı kanun madde 26) gereğince, hakim tarafların talep sonuçları ile bağlı olup, ondan fazlasına ya da başka bir şeye karar veremez.Anılan madde hükmü gereğince, taleple bağlılık ilkesi göz önüne alındığında, davacının talebinin nafaka borcu nedeni ile davacı aleyhine yapılan takipten dolayı borçlu olmadığının tespiti ile icra takibinin iptaline karar verilmesi olduğu halde, davalı lehine hükmolunan nafakanın kaldırılmasına da karar verilmesi doğru görülmemiş, sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek olmadığına karar verilmiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince, yukarıda belirtilen bu nedenle hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 18.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.