Taraflar arasında görülen davada İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 04/12/2012 tarih ve 2011/208-2012/288 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 30/05/2014 günü hazır bulunan davacılar vekili Av. H.T. ile davalı vekili Av. H.. B.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkillerinin davalı şirketin kurucu ortakları olduklarını, hisselerini B. İ. ve Ö.D. devrettiklerini, 31.10.2006 tarihli protokol ile davalı şirketin bakiye hisse bedeli 950.000 TL'yi mamul olarak vermeyi taahhüt ettiğini, ihtara rağmen ödemede bulunulmadığını ileri sürerek, 950.000 TL'nin tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin hisse devir sözleşmesinin tarafı olmadığını, kendilerine husumet yöneltilemeyeceğini, davacı A.. T..'in protolde imzasının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacıların hisselerini B. İ. Ö. D. devrettikleri, 31.10.2010 tarihli protokol uyarınca 950.000 TL bakiye hisse bedelinin davalı şirket tarafından mamul olarak verilmesinin taahhüt edildiği, davalının bu taahhüdü gereğince sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, 950.000 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

1- Dava, anonim şirket hisse devrinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece 31.10.2010 tarihli protokol uyarınca davalı şirketin bakiye hisse bedeli 950.000 TL'nı mamul olarak vermeyi taahhüt ettiği, bu taahüdünü yerine getirmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Oysa, davalı taraf şirket kaşesi altında tek imza bulunduğunu, protokolün tanzimi tarihinde şirketin yönetim kurulu başkanı ve onun yanında bir üyenin imzası ile temsil ve ilzam olunacağını savunduğu, bilirkişi raporuna karşı itirazında da bu hususu belirttiği halde, davalının anılan ciddi itiraz ve savunmaları tartışılmadan, protokoldeki imzanın davalıyı borç altına sokup sokmayacağı değerlendirilmeden, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.

2- Bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 30/05/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.