HÜKÜMLER: Mahkûmiyet

Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Sanık ... müdafinin duruşmalı inceleme isteminin, hükmolunan cezaların sürelerine göre koşulları bulunmadığından, 1412 sayılı Kanun’un 318 inci maddesi uyarınca oy birliğiyle reddine karar verilerek inceleme yapılmıştır.

I. HUKUKÎ SÜREÇ
İstanbul Anadolu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 02.06.2016 tarihli ve 2014/197 Esas, 2016/239 karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında;

1.Katılan ...’ya karşı nitelikli dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrası (f) bendi, 62,52,53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 8.320,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına ve sanık ... yönünden tekerrür hükümlerinin uygulanmasına,

2.Sanık ...'ın katılanlar ... ve ...'e karşı nitelikli dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrası (f) bendi, 62,52,58 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 kez, 2 yıl 6 ay hapis ve25.580,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına,

Karar verilmiştir.

Sanık ... müdafinin temyiz istemi; hükümler şüphe ile verilmiş olduğundan bozulmasına karar verilmesi talebine ilişkindir.
Sanık ... müdafinin temyiz istemi; şüphe ile suç vasfında hata edilerek verilen mahkumiyet hükmünün bozulması talebine ilişkindir.

Katılanlar ve sanıkların, internet sitesine verilen ilandan sonra yüzyüze görüşmeleri ve menfaat teminlerinin bu yüzyüze görüşmeler sonrasında gerçekleşmesi sebebi ile bilişim sisteminin sağladığı kolaylığın ortadan kalktığı, bu kapsamda eylemlerin basit dolandırıcılık suçunu oluşturacağı gözetilmeksizin, suç vasfında yanılgıya düşülmek suretiyle nitelikli dolandırıcılık suçundan hüküm kurulduğu belirlenerek yapılan incelemede;

2. Sanıkların yargılama konusu eylemleri için, 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.
3. 5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin 02.06.2016 tarihli mahkûmiyet kararları olduğu ve bu tarihten, temyiz inceleme tarihine kadar 8 yıllık olağan zamanaşımı sürelerinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Anadolu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 02.06.2016 tarihli ve 2014/197 Esas, 2016/239 Karar sayılı kararına yönelik sanıklar müdafilerinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanıklar hakkındaki kamu davalarının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımları nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

26.06.2024 tarihinde karar verildi.