Taraflar arasında görülen davada ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 12/04/2012 tarih ve 2011/130-2012/301 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 30.05.2014 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ve dava dışı ... hakkında icra takibi yapıldığını, haciz baskısı altında ödeme yapmak zorunda kaldıklarını, takibe konu senetlerde davacı şirketin imzasının bulunmadığını, senet borçlusunun ... olduğunu ileri sürerek, icra takip dosyalarından dolayı borçlu olmadıklarının tespitini, 26.745 TL'nin istirdadını, kötüniyet tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin 21.11.2006 tarihli hisse devir sözleşmesi uyarınca hisselerini ...'a devrettiğini, senetleri ...'in kendi adına asaleten şirket adına temsilen imzaladığını, aynı ilişki nedeniyle verilen bir kısım senetleri davacı şirketin icra takibi yapılmadan ödediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacı şirketin hisselerinin devri konusunda 21.11.2006 tarihli sözleşme imzalandığı, devir bedelinin bir kısmının taşınmazların devri ve senet verilmesi yoluyla ödeneceği, kararlaştırılan bedelin ödenmesi konusunda ihtilaf çıkması üzerine ek sözleşme düzenlendiği, 31.12.2009 tarihli protokol ile davacı şirkete ait taşınmazın hisse devredenlere tesciline, hisse devri uyarınca verilen senetlerin ...'a iadesine karar verildiği, bu protokol ile senetlerin hükümsüz hale geldiği, davaya konu senet üzerinde ödenecek kısmında ...'un adının, kefil kısmında şirketin kaşesinin, sağ kısımda ise tek imzanın bulunduğu, bu durumun imzanın davacı şirket ve ... adına atıldığını göstermeyeceği gerekçesiyle, davanın kabulüne, davacının icra takibine dayalı senetler nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, 26.745 TL'nin davalıdan tahsiline, kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.

1- Davacı vekilinin temyiz dilekçesi temyiz defterine kaydedildiği belirlenemediği gibi, temyiz harcının yatırıldığına dair makbuza da dosya içinde rastlanmamıştır. Temyiz dilekçesinin verilme usulü HUMK'nın 434. maddesinde açıklanmış olup, buna göre temyiz dilekçesinin temyiz defterine kayıt ettirilip, temyiz harcının yatırılmış olması gerekmektedir. Davacı vekili tarafından bu işlemler yapılmaksızın verilmiş temyiz dilekçesinin incelenme kabiliyeti bulunmaması nedeniyle temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.

2- Davalı vekilinin temyiz istemine gelince; dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin REDDİNE; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının reddi ile hükmün ONANMASINA, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin taraflardan alınarak yek diğerine verilmesine, alınmadığı anlaşılan 103,00 TL temyiz başvuru ile 25,20 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, aşağıda yazılı bakiye 1.246,95 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 30.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.