Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;
CMK'nın 260/1. maddesine göre ihaleye fesat karıştırma suçundan katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan Hazinenin kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve hükümlerin 05/01/2016 tarihli dilekçe ile vekili tarafından temyiz edilmesi karşısında, 3628 sayılı Kanunun 18. maddesindeki "...Hazine avukatının yazılı başvuruda bulunması halinde Maliye Bakanlığı, başvuru tarihinde müdahil sıfatını kazanır." düzenlemesinin verdiği yetkiye ve CMK'nın 237/2. maddesine dayanılarak Hazinenin sanıklar hakkında ihaleye fesat karıştırma suçundan açılan kamu davasına KATILAN OLARAK KABULÜNE karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Katılan Hazine vekilinin temyiz talebinin sanıklar hakkında verilen beraat hükümlerine, sanıklar müdafin temyiz talebinin ise sadece vekalet ücretine yönelik olduğu gözetilerek yapılan incelemede;
Dava konusu ihaleler nedeniyle ilgili kamu kurumu veya kuruluşu açısından bir zarar meydana gelmediği nazara alındığında; sanıklara isnat edilen suçun 5237 sayılı TCK'nın 6459 sayılı Yasanın 12. maddesiyle değişik 235/3-b maddesi kapsamında düzenlenen ihaleye fesat karıştırma suçunu oluşturabileceği, bu suçun söz konusu maddede öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla aynı Kanunun 66/1-e maddesinde belirtilen 8 yıllık asli dava zamanaşımı süresine tabi olduğu, zamanaşımını kesen en son işlem olan 28/07/2010 tarihli sorgular ile inceleme tarihi arasında bu sürenin
gerçekleştiği anlaşıldığından, 5237 sayılı TCK'nın 7/2 ve 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddeleri de gözetilmek suretiyle CMUK'nın 321. maddesi gereğince hükümlerin BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden sanıklar hakkında açılan kamu davalarının aynı Yasanın 322/1 ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddeleri uyarınca zamanaşımı sebebiyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE 27/02/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.