Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Bozma üzerine Hatay 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.12.2018 tarihli ve 2017/172 Esas, 2018/717 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun)157 nci maddesinin birinci fıkrası,62,52,53 üncü maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis ve 5.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
Sanık ve müdafinin temyiz isteği; mahkemece usul ve yasaya aykırı olarak verilen hükmün bozulmasına ilişkindir.
1.Olay tarihinden önce katılan ...'ın evlenmek maksadıyla Antakya'ya ... isimli şahsın yanına geldiği ve ...'ın evinde sohbet esnasında tanışmış olduğu temyiz dışı sanık ...'ün katılanı telefonla arayarak evlenmesi için bir kadın bulacağını söylediği, bu konuşmadan sonra temyiz dışı sanık ...'ün pek çok kez katılan ...'ı arayarak görüşme yaptıkları, bu görüşmelerden birinde ...'ün katılana evlenmesi için birisini bulduğunu söylemesi üzerine katılan ...'ın Antakya'ya geldiği, otogarda temyiz dışı sanık ...'ün katılanı karşıladığı ve katılan ile sanık ...'ün kendisini katılana Mustafa olarak tanıtan sanık ...'nun evine geldikleri, evde yanlarına isminin ... olduğunu söyleyen bir kadının geldiği, sanık ...'nun katılan ...'a kendi kızı olduğunu söylediği ...'un evlenmesi için buldukları kız olduğunu söylediği, katılanın da sanık ...'na kızı beğendiğini evlenmek istediğini beyan ettiği, aralarında evlilik işlemlerini konuşmaya başladıkları, sanık ...'nin katılana şimdilik bir yüzük al demesi üzerine, katılanın 500,00 TL değerinde bir yüzük aldığı, daha sonra Harbiye'deki ... Lokantasına giderek yemek yedikleri, yemekten sonra tekrar eve döndükleri, eve geldiklerinde sanık ...'nun "Bir yüzük yetmez biraz da para ver." dediği, katılanın üzerinde bulunan 4.700,00 TL parayı çıkartarak sanıklara verdiği, daha sonra sanık ...'nun ...'u göstererek birlikte Bayburt'a gidin dediği, katılanın, ...'la birlikte otobüse binip yola çıktıkları, İskenderun ilçesinde ... ismiyle tanıtılan kişinin katılana sana iyi yolculuklar diyerek otobüsten indiği, bunun üzerine katılanın tekrar Antakya'ya dönüp polis merkezine giderek şikayetçi olduğu iddia ve kabul edilmiştir.
2. Mahkemece taraflar arasında 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü ve 254 üncü maddeleri gereği uzlaştırma yoluna gidildiği ancak uzlaşmanın sağlanamadığı, dava dosyasında bulunan Uzlaştırma Raporu'ndan anlaşılmıştır.
1. Sanığın üzerine atılı dolandırıcılık suçunun, 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaşma kapsamında olması nedeniyle, dosyanın uzlaştırma bürosuna tevdi edildiği ancak uzlaşmanın sağlanamadığı ve ilk uzlaştırma işleminin gerçekleştirildiği tarih ile uzlaştırmanın sonuçsuz kaldığı tarih arasında zamanaşımı süresinin durduğu tespit edilerek yapılan incelemede;
2.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık ile müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.Ancak;
Sanık hakkında bozma öncesinde kurulan hükmün yalnızca sanık tarafından temyiz edildiği ve sanık lehine kazanılmış hak teşkil ettiği gözetilmeksizin, bozma öncesi hükümde sanık hakkında 10 ay hapis ve 1.000,00 Türk lirası adli para cezası verilmesine rağmen mevcut hükümde 1 yıl 8 ay hapis ve 5.000,00 Türk lirası adli para cezası verilmesi suretiyle 1412 sayılı Kanun'un 326 ncı maddesinin son fıkrasına aykırı davranılarak sanığın kazanılmış hakkının ihlal edilmiş olması hukuka aykırı olup söz konusu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Hatay 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.12.2018 tarihli ve 2017/172 Esas, 2018/717 Karar sayılı kararına yönelik sanık ile müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasında yer alan sonuç cezanın belirlendiği paragraftan sonra gelmek üzere "bozma öncesi aleyhe temyiz bulunmadığı gözetilerek, 1412 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca sonuç ceza miktarı açısından sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınması suretiyle 10 ay hapis ve 1.000,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına" ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
26.06.2024 tarihinde karar verildi.