Dava dilekçesinde 2.034,24 TL sebepsiz zenginleşme tazminatının faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın süresinde açılmaması nedeni ile reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı idare vekili dilekçesinde, davalının davacı kurumda TÜİK uzman yardımcısı kadrosunun karşılık gösterilmek suretiyle sözleşmeli olarak istihdam edilen personel statüsünde olduğunu, davalıya denetim tazminatı adı altında ödenen ödemenin yersiz olduğunu beyan ederek 2.034,24 TL alacağın yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın 60 günlük idari dava açma süresi içinde açılmadığı gerekçesi ile reddine karar verilmiştir.Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davada, davacı idarenin; (sözleşmeli personel olmasına rağmen) hataen E. Denetim tazminatı adı altında ödemede bulunduğu ileri sürülerek; yersiz ödenen 2.034,24 TL'nin faiziyle tahsili istenilmektedir. Dosya kapsamından, davalıya yapılan ödemenin daha önce bu yolda alınmış bir karara dayanmadığı anlaşılmaktadır.
Borçlar Kanununun 62. maddesi gereğince, borç olmayanı rızası ile ödeyen kimse yanlışlığa düştüğünü ispat ettiği takdirde ödediğini geri isteyebilir.
Yine, HGK.nun 2005.12.1984 tarih, 1982/13-387 E.-1984/997 K. sayılı kararında; herhangi bir şart tasarrufa dayanmayan salt hatalı ödemelerin idare tarafından BK.nun sebepsiz zenginleşme kurallarına göre geri istenebileceği açıklanmıştır.
Danıştay İçtihadı Birleştirme Kurulu'nun 22.12.1973 gün ve 1968/8-1973/14 sayılı kararı; idarenin “şart tasarrufuna” ilişkindir. Somut olayda ise; davacı idarenin davalıya mevzuata aykırı olarak yaptığı hatalı ödemeden sözedilmektedir.
O halde, mahkemece; herhangi bir şart tasarrufa dayanmayan salt hatalı ödemenin, Borçlar Hukukunun haksız iktisap kuralları çerçevesinde istenip istenemeyeceği tartışılmadan, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 28.09.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.