Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı; davalı ile boşandıklarını, müşterek çocukları Deniz Nur’un velayetinin kendisine verildiğini, küçüğün ilköğretim 8.sınıf öğrencisi olduğunu, SBS’ ye hazırlandığını ve dersaneye gittiğini iddia ederek iştirak nafakasının 240 TL'sından 400 TL'sına yükseltilmesini talep etmiştir.
Davalı, mahkemece iştirak nafakasının her yıl Ekim ayı başında TÜFE oranında arttırılmasına karar verildiğini, kendisinin 9.7.2010 tarihinde 240 TL olan nafakayı 282 TL'ye yükselttiğini TÜFE oranı 15 TL iken kendisinin 42 TL artış yaptığını beyan ederek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, tarafların müşterek çocuğu Deniz Nur'un İlköğretim 8.sınıf öğrencisi olduğu, Temmuz 2010 tarihi itibariyle iştirak nafakasını davalının aylık 282 TL'ye yükselttiği, davacının aldığı ücretin davalıdan daha yüksek olduğu, çocukların iaşe ve ibatesinden baba kadar annenin de sorumlu olduğu, küçüğe bağlanan ve davalı tarafından ödenmekte olan iştirak nafakası miktarının küçüğün yaşı ve ihtiyaçları ile uyumlu olduğu, talep edilen iştirak nafakası miktarının davalının ekonomik gücünün üzerinde olduğu gerekçesi ile dava reddedilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davalının iştirak nafakasını endeks oranında kendiliğinden arttırması ve cevap dilekçesindeki artışa dair irade beyanı nafakayı arttırmanın gerekliliğini kabul ettiğini göstermektedir. Nafaka takdirinden bu yana geçen süre ve bu arada eğitim giderinin arttığı da bir gerçektir. Ayrıca davalının nafakayı iradi artırımının bağlayıcı olmadığı da gözönüne alındığında en azından davalının kabul ettiği miktarın kabulüne karar verilmesi gerekirken davanın reddedilmesi doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 28.09.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.