Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Davacı, .... Mahallesi, 61202 ada 1 parsel,E blok 1 no.lu daireye su abonesi almak için 3.494 Tl ödediğini belirterek,ödediği bedelin haksız olduğunun tespiti ile 3494 TL.nin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, dava konusu yerin taşınmazın iskan tarihinden sonra satın alındığı, davacının da iskan tarihinden sonra abone olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık, davacının satın aldığı konuta su abonesi olmak için kanal katılım payı ödemekle yükümlü olup olmadığı konusundadır.
2464 Sayılı Belediye Gelirleri Kanununun Kanalizasyon Harcamalarına Katılma Payı başlığı altında 87.maddesi "Belediyelerce ve belediyelere bağlı müesseselerce, aşağıdaki şekilde kanalizasyon tesisi yapılması halinde, bunlardan faydalanan gayrimenkullerin sahiplerinden, kanalizasyon harcamalarına katılma payı alınır:
a)Kanalizasyon tesisi yapılması,
b)Mevcut tesislerin sıhhi ve fenni şartlara göre ıslah edilmesi iki ve daha fazla yol kenarında bulunan gayrimenkuller hangi yoldaki kanalizasyona bağlanmış ise, payın hesabında yola ait kanalizasyon giderleri nazara alınır." düzenlemesi getirmiştir. Aynı yasanın 88.maddesi su Tesisleri için 87.maddeye paralel bir düzenleme öngörmüştür.
Bu yasa maddesine dayalı olarak çıkarılan ASKİ Tarifeler Yönetmeliğinin 39.maddesinde de gerek yeni bir kanalizasyon tesisi yapılması ve gerekse mevcut tesisin ıslahı durumunda taşınmaz
sahiplerinden katılma payı alınacağı öngörülmüş; bunun belli bir oranının inşaat ruhsatı alınma aşamasında avans olarak tahsil edileceği, bakiyesinin de su aboneliği aşamasında bina değeri esas alınmak ve %2 oranını geçememek üzere tahsil edileceği belirlenmiştir.
Davacı su abonesi olabilmek için 3494 TL ödediğini belirterek bu bedelin haksız olduğunun tespiti ile davalıdan tahsili istemiyle eldeki davayı açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne dair kararın Dairemizin 03.03.210 tarih ve 2009/10611 esas 2010/2573 karar sayılı kararı ile; “....hizmet götürüldüğünün davalı tarafça kanıtlanması halinde davacı katılım payının yüklenici veya kendisi tarafından ödendiğini kanıtlamakla yükümlüdür.Bu konuda tarafların delilleri toplanıp gerektiğinde keşif ve bilirkişi incelemesi yapılarak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekir” gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.Mahkemece bozma ilamına uyularak bilirkişi incelemesi yaptırılmış,mimar ... tarafından düzenlenen bilirkişi raporuna göre, aboneliğin iskan tarihinden sonra olduğu,bu nedenle davacının ödediği bedelin iade edilmesi gerektiği belirlenmiş, mahkemece bu rapor esas alınarak davanın kabulüne karar verilmiştir.Oysa mahkemenin bozma öncesi kararında da aynı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş,bu karar Dairemizin yukarıda belirtilen kararı ile bozulmuş ve mahkemece de bozma ilamına uyulmuş olmakla olayımızda aboneliğin iskan tarihinden sonra yapılmasının bir önemi bulunmadığı gibi,aynı yerle ilgili olarak Dairemizin 2012/22644 esas sayılı dosyasında hukukçu bilirkişi ... tarafından davacının 2.094,82 TL ödemesi gerektiği belirlenmiştir.O halde mahkemece davacının ödemesi gereken miktarın tespiti hususunda yeni bir bilirkişi incelemesi yapılarak, sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün, temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/III-2 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 17.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.