Mahkumiyet

Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:

Dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre, suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Ancak;

1-Olay günü gece saat 00.00 sıralarında, sanığın ortak olduğu ... ... isimli işyerine yanında tanık ... ile geldiği, çıkışta sanığın katılandan para talep ettiği, katılanın bu talebe karşı çıktığı, bunun üzerine masanın üstünde bulunan bıçağı alan sanığın, saldırıda bulunarak katılandan 100,00.-TL parayı aldığı ve elindeki bıçak ile katılanı Adana Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 06.03.2013 gün 2013/1673 sayılı adli rapora göre yüzde kalıcı iz oluşturacak şekilde yaraladıktan sonra kolluk kuvvetlerinin olay yerine gelerek sanığı yakaladıkları, sanık ...'ın kullandığı bıçağın olay yerinde ele geçirildiği, sanığın ve tanık ....’nın kolluk beyanlarında istikrarlı olarak belirttiği gibi sanığın katılana ait işyerinde çalıştığı ve alacağı olduğu yönündeki beyanları dikkate alındığında, sanığın ifadesinde bahsettiği ve bu olay tarihinden geriye doğru 15-20 gün önce gerçekleşen mala zarar verme soruşturmasına ilişkin emniyet fezlekesinde sanığın tanık olarak verdiği ifade bulunmamakta olup, emniyetin düzenlediği 04.01.2012 tarihli tutanak içeriğinde de sanığın katılana ait işyerinde çalışmadığı ve tanıyan ya da bilenin olmadığı hususları bir arada değerlendirildiğinde; öncelikli olarak sanığın ifadesinde bahsettiği mala zarar verme olayı ile alakalı ilgili Cumhuriyet Savcılığına yazı yazılarak soruşturma ya da mahkeme dosyasının istenmek suretiyle, sanığın, katılana ait işyerinde çalışıp çalışmadığının belirlenebilmesi açısından; tanık olarak ifade verip vermediği, verdi ise bu ifadede, sanığın katılanın yanında çalışıp çalışmadığına ilişkin açıklama olup olmadığı, katılana ait işyerinde sanığın ve tanık ...’nın çalıştıklarını iddia ettikleri dönemlere ilişkin sgk kayıtlarının bulunarak dosyaya konulması, katılana ait işyerinde sanığın belirttiği döneme ilişkin çalışan başka kişiler varsa, bu kişilerin tanık sıfatıyla beyanlarına başvurularak adı geçenin, katılanın yanında çalışıp çalışmadığı, çalıştıysa hangi tarihler arasında çalıştığı sorularak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeksizin, eksik inceleme ile sanığın katılanın yanında çalıştığı ve alacağı olduğu gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulması,

2-24.11.2015 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi'nin 08.10.2015 gün, 2014/140- 2015/85 Esas ve Karar sayılı kararı ile TCK'nın 53/1-b maddesinde yazılı, "seçme, seçilme ve diğer siyasi hakları kullanmaktan" ibaresinin iptal edilmiş olması nedeniyle karar yerinde yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu,

3-T.C. Anayasasının 90. maddesinin son fıkrası ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6/3-c maddesi ışığında, 5271 sayılı CMK'nın 150,234 ve 239. maddeleri ile 5320 sayılı Yasanın 13. maddesine dayanılarak hazırlanan, Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Müdafi ve Vekillerin Görevlendirilmeleri ile Yapılacak Ödemelerin Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmeliğin 8. maddesi gereğince, sanıktan, yargılandığı suç nedeniyle baro tarafından görevlendirilen zorunlu savunman ücretinin alınmasına hükmedilemeyeceği, bu ücretin Adalet Bakanlığı bütçesinde bu amaçla ayrılan ödenekten karşılanacağı gözetilmeden, yazılı şekilde zorunlu savunman ücretlerinin sanıktan alınmasına karar verilmesi,

4-Gerekçeli karar başlığında 23.07.2010 olan suç tarihinin 23.07.2011 olarak yazılması,

Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığı ile 1412 sayılı CMUK’nun 326/son maddesi uyarınca sanığın kazanılmış hakkının korunmasına, 26.04.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.