Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı-karşı davacı 1146 Sayılı Tarım Kredi Kooperatifi vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi, gereği görüşüldü:

1- Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalı-karşı davacı 1146 Sayılı Tarım Kredi Kooperatifi’nin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,

2-Davacı, iş sözleşmesinin 16.08.2010 tarihinde işverence feshedildiğini, tazminat alacağının 13.000,00 TL sinin kesildiğini ve tazminatının eksik ödendiğini ileri sürerek, tazminatından kesilen 13.000,00 TL nin tahsilini istemiştir.
Davalı, davacının teminat almadan satış yapması nedeniyle kurumun zarara uğradığını bildirerek davanın reddini savunmuş, birleşen dosyanın dava dilekçesinde de davacının teminat almadan hububat satışı yapması nedeniyle kurum alacağının tahsilinin imkansız hale geldiğini, tahsil edilemeyen kurum alacağından davacının da müşterek müteselsil olarak sorumlu olduğunu ileri sürerek davacının kusuru nedeniyle davacıya düşen 5.761,60 TL.nin, zararın doğduğu 15.06.2005 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile davacı-karşı davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, her ne kadar dosyaya celp edilen müfettiş raporuna göre usulsüz buğday satımından dolayı davalı kooperatifin zarara uğramasından davacının sorumlu olduğu belirtilmiş ise de; davacıya yüklenen sorumluluğun buğdayı neden Sağlamlar Firmasına teslim ettiği hususuna ilişkin olduğu, oysa adı geçen firmanın buğday satın alma yolunda yazılı bir başvurusu olmadığı halde teminat almadan, çek karşılığı buğday satışını gerçekleştiren ve çek karşılıksız çıktığında tekrar aynı firmadan çek alan ve Kooperatife malın teslimi için talimat veren kişinin Bölge Müdür Muavini olan Bahattin Şahin olduğu, bu hususun idari tahkikat evraklarından ve müfettiş raporundan da anlaşıldığı, dolayısıyla teminatsız buğday satışı ve tesliminden kaynaklanan zararın baş sorumlusunun Bölge Müdürü B. Ş. ile tüm inisiyatifi B.Ş.’e kaptıran Bölge Müdürü olduğu, olayda ve zararın oluşumunda davacının hiçbir sorumluluğunun bulunmadığı, aksine satış, çek alma, çeki değiştirme, teminat almama işlemlerinin bölge müdür muavinin tek taraflı hareket ve tasarrufu ile gerçekleştirilmiş olduğundan davacının iş akdi feshedilirken kendisine ödenen kıdem tazminatından kesilen 13.000,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine ve davalı-birleştirilen dava davacısı kooperatif tarafından açılan davanın da reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle hüküm kurulmuştur.
Somut olayda; taraflar arasındaki uyuşmazlık davacının şube müdürü sıfatı ile görev yaptığı sırada bölge müdür yardımcısı tarafından dava dışı bir fabrikaya teminat alınmadan buğday satılması ve davacı ile diğer görevliler tarafından buğdayın 3.kişiye teslimi nedeniyle kurum tarafından 3.kişiden tahsil edilemeyen alacak nedeniyle davacının sorumlu olup olmadığı konusundadır. Davacının davalı işyerindeki görevi dikkate alındığında davacının davalı şubeye ait buğdayın satılması için gerekli koşulların neler olduğunu, bu şartların davaya konu satış işleminde bulunup bulunmadığını bilebilecek konumda olduğu, dosya içerisinde bulunan kurum müfettişi tarafından alınan yazılı savunmalarında ve davacı vekilinin savunmalarında davacının satışın usulsüz olduğunu bildiği anlaşılmaktadır. Davalı tarafça dosyaya sunulan genelgede vadeli satışlarda teminat alınması gerektiği belirtilmektedir. Davacıya malın teslimi için verilmiş yazılı bir talimat dosyada bulunmamaktadır. Satışın usulüne uygun olmadığını bilen ve bu satış nedeni ile itirazlarını bölge müdürü ve vekili ile diğer görevlilere bildirdiğini ileri süren davacı bu durumu ispat edememiştir. Davacının kanunsuz emri yerine getirerek satışa konu buğdayı teslim ettiğinin anlaşılması ve söz konusu satıştan genel müdürlüğü haberdar etmemesi dikkate alındığında davacının meydana gelen zarardan sorumlu olduğunun kabul edilmesi gerekir. O halde asıl dava yönünden davacının kusurunun bulunduğu kabul edilerek karar verilmelidir.
Birleşen dava yönünden ise davalı taraf davacının zarardan sorumluluğunun 5.761,60 TL olduğunu ileri sürerek, bu miktara zarar tarihinden itibaren uygulanacak faizi ile tahsilini talep etmiş, davacının emekli olması nedeniyle davacının alacaklarından kesilerek bloke konulan 13.000,00 TL nin üzerine de alacağın tahsilinin tehlikeye girmemesi açısından tedbir konulmasını talep etmiştir. Davalının, davacının sorumlu olduğunu belirttiği 5.761,60 TL yi nasıl tespit ettiği anlaşılamamaktadır. Bu nedenle Mahkemece üç kişilik bilirkişiden kusur raporu aldırılarak teminatsız satış nedeniyle uğranılan zararın ne kadarından davacının sorumlu olduğu belirlenmelidir. Yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

Temyiz olunan kararın, yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 29/05/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.