HÜKÜMLER: Beraat

Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 04.06.2015 tarihli ve 2015/26759 Esas sayılı iddianamesiyle, sanıklar ... ve ... hakkında mühür bozma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 203 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddeleri uyarınca cezalandırılmaları talebiyle İstanbul Anadolu Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır.

2. İstanbul Anadolu 42. Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.06.2016 tarihli ve 2015/406 Esas, 2016/473 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında mühür bozma suçundan 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca ayrı ayrı beraat kararı verilmiştir.

3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 24.04.2021 tarihli ve 11-2016/371594 sayılı onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

Katılan vekilinin temyiz isteği; sanıkların üzerlerine atılı suçun unsurlarının oluştuğu, sanıkların mahkûmiyeti yerine beraatlerine karar verilmesinin hukuka uygun olmadığına ilişkindir.

1. Sanıkların yargılama konusu eylemleri için, 5237 sayılı Kanun'un 203 üncü maddesi uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.
2. 5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin sanık ...'in sorgusunun yapıldığı 25.04.2016 tarihi olduğu ve bu tarihten, temyiz inceleme tarihine kadar, 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, İstanbul Anadolu 42. Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.06.2016 tarihli ve 2015/406 Esas, 2016/473 Karar sayılı kararına yönelik katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanıklar hakkındaki kamu davalarının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

25.06.2024 tarihinde karar verildi.