Mahkûmiyet

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen duruşma talebinin aynı Kanun'un 299 uncu maddesi uyarınca reddine karar verilerek gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. İlk Derece Mahkemesince, sanık hakkında hakaret suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun ( 5237 sayılı Kanun'un) 125 inci maddesinin birinci fıkrası delaletiyle üçüncü fıkrasının (a) bendi, dördüncü fıkrası, 62 nci, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 1 yıl 5 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına,
2. Bölge Adliye Mahkemesince, sanık müdafii tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, sanık hakkında hakaret suçundan 5237 sayılı Kanun'un 125 inci üçüncü fıkrasının (a) bendi, dördüncü fıkrası, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 5 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,

Karar verilmiştir.

Sanık müdafiinin temyizi özetle; sübuta, matufiyet unsurunun oluşmadığına, delillerin çelişkili olup, eksik ve hatalı bir şekilde değerlendirildiğine, lehe olan Yasa hükümlerinin uygulanması ve haksız tahrik hükümleri uyarınca sanık hakkında ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilmesi gerektiğine, yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına yönelik kararın Anayasa'ya aykırı olduğuna, durma kararı verilmeden yapılan soruşturma ve kovuşturma işlemlerinin usulsüz olduğuna, hak yoksunluklarına yönelik karar verilmesinin Anayasa ve Uluslararası sözleşmeler ile güvence altına alınan temel hak ve özgürlükleri ihlal ettiğine ve re'sen tespit edilecek nedenlerle hükmün bozulması gerektiğine ilişkindir.

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Suç tarihinde milletvekili ve Büyükşehir Belediye Başkanı olan sanığın, 03.11.2012 tarihinde gerçekleştirilmek istenen her türlü toplantı, gösteri yürüyüşü, eylem ve etkinliklerin Valilik Makamının 01.11.2012 tarihli ve 2012/5629 sayılı kararı ile yasaklanmasına rağmen, temyiz dışı kişilerle birlikte oturma ve gösteri yürüyüşü eylemlerinde bulunduğu, görevli polis memurlarının kendisine uyarıda bulunmaları üzerine hakaret ettiği ve böylelikle üzerine atılı suçu işlediğinin kabulüyle İlk Derece Mahkemesince mahkumiyet kararı verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince, temel cezanın doğrudan 5237 sayılı Kanun'un 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca uyarınca belirlenmesi gerektiği kanaatiyle sanık müdafiinin istinaf başvurusu kabul edilerek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve sanığın yeniden cezalandırılmasına hükmedilmiştir.

Sanık müdafiinin belirttiği hukuka aykırılık nedenleri yönünden ve 5271 sayılı Kanun'un 289 uncu maddesinde sayılan kesin hukuka aykırılık halleri de gözetilerek maddi hukuka ilişkin sair yönlerden yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
5237 sayılı Kanun'da hapis cezası ile adli para cezasının seçenekli yaptırım olarak öngörüldüğü hallerde, aynı Kanun'un 61 inci maddesinde öngörülen ölçütlere göre somut olay irdelenip, anılan Kanun'un 3 üncü maddesindeki fiille orantılı ceza verilmesi ilkesi de dikkate alınarak, öncelikle seçenekli yaptırımlardan hangisinin seçildiğinin gösterilmesi, sonrasında da alt ve üst sınırlar arasında temel cezanın belirlenmesi gerekirken, mükerrir olmayan sanık hakkında seçimlik ceza öngören hakaret suçunda yeterli gerekçe gösterilmeden ve sanığın hürriyeti bağlayıcı bir şekilde cezalandırılmasının hangi sebeple somut olayın koşullarında zorlayıcı bir ihtiyaçtan kaynaklandığı açıklanmadan, orantılılık ilkesine aykırı olarak hapis cezasının tercih edilmesi,
Hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden, incelemeye konu kararın, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
25.06.2024 tarihinde karar verildi.