Sanıkların mahkumiyetlerine dair,
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Mahkeme, 23.12.2009 tarih 2009/27 esas 2009/46 sayılı mahkumiyete dair sanık ...'in yüzüne, diğer sanıkların ise yokluğunda tefhim ettiği kararında ".. hükmün tebliğinden itibaren 7 ün içinde mahkememize verilecek bir dilekçe veya zabıt katibine beyanda bulunmak suretiyle temyiz yolu açık olmak üzere verilen adli para cezaları için verilen sonuç cezanın neticede adli para cezası olduğu ve 2000 TL lik kesin adli para cezası sınırının altında bulunduğundan 1412 sayılı CMUK'nin 305. maddesi gereğince yasa yolları kapalı olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulün anlatıldı" biçimde tefhim olunmuştur. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 07.07.2009 ..., 2007/5-81 esas ve 2009/196 sayılı kararında belirtildiği üzere, 01.....2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı CMK'nın 34/2, 231/2,232/6 ve Anayasa'nın 40. maddesi hükümlerine göre kararda yasa yolu, süresi, mercii ve başvuru şeklinin açıkça gösterilmesi gerekmektedir. Buna rağmen tefhim olunan kararda yasa yolu ve süreinin başlangıcı konusunda sanıklar yanıltılmış olup bu durum 5271 sayılı CMK'nın 40. maddesi uyarınca eski hale getirme nedeni teşkil edeceğinden ve bu durumda yasa yolu süresinin işlemeye başlayacağından söz edilemeyeceğinden, sanıklar hakkındaki 12.03.2010 tarih 2009/27 esas 2009/46 sayılı ek kararlar kaldırılarak yapılan incelemede;
Suç tarihi 18.11.2002 ile inceleme tarihi arasında 765 Sayılı TCK'nun 102/4 ve 1204/2 maddelerinde öngörülen zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş bulunduğunun anlaşılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ve gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle sanıklar hakkında açılan kamu davasının CMUK'nun 322/1. ve CMK'nun 223/8. maddeleri uyarınca DÜŞÜRÜLMESİNE, 28.09.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.