B.. Ş.. ile İ.. Ç.. aralarındaki katılma alacağı davasının kabulüne dair Bilecik 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 16.04.2013 gün ve 254/170 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

Davacı vekili, evlilik birliği içinde alınan ...... plaka sayılı aracın davalı adına tescil edildiğini açıklayarak, aracın ½ değeri üzerinden fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 10.000 TL'nin 25.11.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, araç evlilik öncesi birikimleri ile edinildiğinden ve evlilik birliği içinde davacı tarafından açılan anaokulunun değeri, aracın değerinden fazla olduğundan davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile aracın değerinin yarısı olan 10.000 TL'nin tasfiye tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar 31.05.2008 tarihinde evlenmiş, 05.01.2011 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün 24.04.2012 tarihinde kesinleşmesi ile boşanmışlardır. Başka mal rejimi seçilmediğinden; taraflar arasında evlilik tarihinden mal rejiminin sona erdiği boşanma davasının açılma tarihine kadar TMK 202 ve devamı maddelerine göre yasal edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir. Dosya içinde araca ilişkin trafik tescil kaydı bulunmuyorsa da, evlenme tarihine göre dava konusu araç, evlilik birliği içinde taraflar arasında yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejiminin devamı sırasında edinilmiş ve davalı adına tescil edilmiştir.

Dava dilekçesindeki açıklama, dosya kapsamı ve mahkemenin nitelendirmesine göre dava, evlilik birliği içinde edinilen dava konusu araç üzerindeki katılma alacağı isteğine ilişkindir. 4787 sayılı Aile Mahkemeleri'nin Kuruluş Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun'un 4. maddesi; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun ikinci kitabından üçüncü kısım hariç olmak üzere aile hukukundan (TMK'nun m.118-395) kaynaklanan bütün davalara Aile Mahkemesi'nde bakılacağı hükme bağlamıştır. Aile Mahkemesi kurulmayan yerlerde ise
Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nca belirlenen Asliye Hukuk Mahkemeleri'nde davanın Aile Mahkemesi sıfatıyla görülüp karara bağlanması gerekir (Yargıtay HGK'nun 16.11.2005 tarih ve 2/673-617 sayılı kararı). Görev, kamu düzenine ilişkin olup mahkemece yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alınması gerekir.
Bu açıklama karşısında; davaya Aile Mahkemesi sıfatıyla bakılması gerekirken, görev hususu nazara alınmaksızın Asliye Hukuk Mahkemesi olarak yargılamaya devam edilip yazılı gerekçeyle davanın esası hakkında hüküm verilmesi doğru görülmemiştir.
Davalının temyiz itirazları açıklanan nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı görülen hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre işin esasına yönelik hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 171,00 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, 29.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.