Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği diğer temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun'un 317 inci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir sebeplerin bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Yukarıda adı belirtilen Mahkemenin 10.07.2014 tarihli kararı ile sanık hakkında hakaret suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi ve dördüncü fıkrası, 43 üncü ve 29 uncu maddeleri uyarınca 4.440,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2. Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 17.04.2018 tarihli kararı ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
3. Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel Mahkeme kararı ile sanık hakkında; bozma üzerine hakaret suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi ve dördüncü fıkrası, 43 üncü, 129 uncu, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 7 ay 2 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mükerrirlere göre infaz rejiminin uygulanmasına, sanığın 1412 sayılı Kanun'un 326/son maddesi uyarınca sanığın neticeten 4.440,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Sanık müdafiinin temyiz isteği; sanığın atılı suçu işlediğine dair delil bulunmadığına, lehine olan hükümlerin uygulanmadığına, tekerrür hükümleri uygulanmasının hatalı olduğuna, hükmün bozulması gerektiği ve vesaireye ilişkindir.
Sanığın, 155 polis hattına ihbarda bulunduğu, bununla ilgili polis merkezi amirliğine geldiği ve burada bulunan mağdur polis memurlarına "Kim o benle telefonda konuşan şerefsiz kaç para aldınız lan şerefsizler." şeklinde bağırarak hakaret ettiği, sanığın savunması, mağdurların beyanları ve tüm dosya kapsamı karşısında eyleminin sabit olduğu Yerel Mahkemece kabul edilmiştir.
Sanığın, 1412 sayılı Kanun'un 326 ncı maddesinin son maddesi uyarınca neticeten 4.440,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesi nedeniyle tebliğnamedeki bu hususta bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
Sanık savunması, mağdurların beyanları ve tüm dosya kapsamı karşısında; sanığın atılı suçu işlediğinin sabit olduğuna dair ve 3 aydan fazla kasıtlı suçtan tekerrüre esas mahkumiyeti bulunduğundan 5237 sayılı Kanun'un 51 inci ve 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin uygulanmamasına dair Mahkemenin takdir ve gerekçesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Sanığa yükletilen hakaret eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı;
Sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin uygulanması sırasında hesap hatası sonucu hapis cezası 7 ay 8 gün yerine 7 ay 2 gün olarak belirlenmiş ise de aleyhe temyiz olmadığından bozma yapılamayacağı belirlenerek yapılan incelemede sair temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Yerel Mahkeme kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
25.06.2024 tarihinde karar verildi.