HÜKÜMLER: Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Keskin Asliye Ceza Mahkemesinin 30.04.2014 tarihli ve 2013/121 Esas ve 2014/184 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında dolandırıcılık suçundan ayrı ayrı mahkumiyet hükümleri kurulmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 31.05.2017 tarihli ve 2017/16743 Esas, 2017/12509 Karar sayılı kararı ile sanığın, katılan ve mağduru telefonla arayarak kendisini polis olarak tanıttığı, savcının da yanında olduğunu, hesaplarının suç örgütleri tarafından boşaltılacağını, bu kişilerin yakalanması için vereceği hesap numarasına para yatırmaları gerektiğini söylediği, katılan ve müştekinin de kendilerine verilen hesap numaralarına para gönderdikleri, sanığın bu şekilde dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edilmesi karşısında;; eylemin, hükümden sonra 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 14. maddesi ile 5237 sayılı TCK'nın 158/1.maddesine eklenen (L) bendi kapsamında öngörülen nitelikli dolandırıcılık fiiline ilişkin delillerin takdiri ve değerlendirme yetki ve görevinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerektiği zorunluluğu, gerekçesiyle hükümlerin 1412 Sayılı Kanun'un 326 ncı maddesi gereği kazanılmış hakkın gözetilerek bozulmasına karar verilmiştir.
3. Bozma üzerine yapılan yargılamada, Kırıkkale 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.03.2019 tarihli ve 2018/1 Esas 2019/105 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan;
Mağdur ...'e yönelik eylemi sebebiyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası 35 inci maddesinin ikinci fıkrası, 52 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 6 ay hapis, 25.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
Katılan ...'ya yönelik eylemi sebebiyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl hapis,11.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına hükmedilmiştir.
Sanık müdafiinin temyiz isteği; hükümleri temyiz etme iradesinden ibarettir.
1. Katılan ve mağdurun farklı tarihlerde kendilerini polis ve savcı olarak tanıtan meçhul şahıslar tarafından telefonla aranarak isimlerinin, hesaplarının bazı suçlara alet edildiği söylenerek ve bunu tespit edebilmeleri için belirtilen hesaba para göndermeleri gerektiğine ikna ederek katılan ...'nın 10.500,00 TL'yi sanık ...'in hesabına havale etmesini sağladıkları, sanığın da bu şahıslar tarafından telefonuna gönderilen ''... kuşadası 10.500 temiz'' şeklindeki mesaj üzerine parayı Keskin PTT Şubesinden çektiği; mağdur ...'nun ise telefon görüşmeleri esnasında dolandırıldığını anlayarak, telefondaki meçhul şahıslara sanığın hesabına 30.000,00 TL yatırdığını söylemesi akabinde polis ile irtibata geçtiği, bu defa meçhul şahısların paranın yattığı yönünde ikna edilmeleri üzerine sanığa paranın yattığına dair ''Arzu Yılmaz Eskişehir 30'' şeklinde mesaj attıkları, sanığın da bu mesaj üzerine parayı çekmek için Keskin PTT şubesine gittiğinde polis tarafından yakalandığı eylemler sebebiyle cezalandırılması için kamu davası açıldığı; bozma sonrası yapılan yargılamada sanığın meçhul şahıslar ile hareket ederek katılanların iradelerini fesada uğratmak suretiyle menfaat temin etmesi şeklindeki eylemleri ile dolandırıcılık ve dolandırıcılığa teşebbüs suçlarını işlediği kabul ve değerlendirmesiyle hakkında temyize konu mahkumiyet hükümleri kurulmuştur.
2.Sanık aşamalarda oluşu tevil yollu ikrar etmiş,atılı suçlamaları kabul etmemiştir.
A. Mağdur ...'e yönelik Eylem Sebebiyle Kurulan Hüküm Yönünden
1. Sanığın üzerlerine atılı dolandırıcılık suçunun, suç tarihi itibarıyla 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaşma kapsamında olması nedeniyle, dosyanın uzlaştırma bürosuna tevdi edildiği ancak uzlaşmanın sağlanamadığı belirlenerek yapılan incelemede;
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile düzeltilen husus dışında yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
3. Sanık hakkında kurulan hükümde, 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrasına göre 1.500 gün karşılığı olarak belirlenen adli para cezası üzerinden eylemin teşebbüs aşamasında kaldığı gerekçesiyle aynı Kanun'un 35 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca (1/4) oranında indirim uygulanması neticesinde belirlenen 1.125 gün karşılığı adli para cezası miktarı üzerinden 5237 sayılı Kanun'un 52 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği neticeten 1.125 gün adli para cezasını günlüğü 20,00 TL'den paraya çevrildiğinde hükmolunması gereken ceza miktarı 22.500,00 TL adli para cezası iken hesap hatası neticesinde 25.000,00 TL adli para cezasına hükmolunması suretiyle fazla ceza tayini hukuka aykırı bulunmuş ise de söz konusu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.
B. Katılan ...'ya yönelik Eylem Sebebiyle Kurulan Hüküm Yönünden
1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suçun vasfı ile yaptırımların düzeltilen husus dışında doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.Ancak;
2. Bozma öncesi verilen ve yalnızca sanık tarafından temyiz edilen ilk hükümde,sanık hakkında "1 yıl 6 ay hapis ve 11.000,00 TL adli para cezasına'' hükmedildiği gözetilmeden, 1412 sayılı Kanun'un 326 ncı maddesinin son fıkrasına aykırı olarak sanık hakkında "2 yıl hapis ve neticeten 550 gün adli para cezasını günlüğü 20,00 TL'den olmak üzere 11.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına" karar verilerek kazanılmış hak kuralının ihlal edilmesi, hukuka aykırı görülmüş olup bahse konu bu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.
Mağdur ...'e yönelik eylem sebebiyle kurulan hüküm yönünden gerekçe (A) bölümünde açıklanan nedenlerle; Katılan ...'ya yönelik eylem sebebiyle kurulan hüküm yönünden gerekçe (B) bölümünde açıklanan nedenle Kırıkkale 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.03.2019 tarihli ve 2018/1 Esas 2019/105 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği,hüküm fıkrasının (B) bendinde ...'e yönelik eylemi sebebiyle 5237 sayılı Kanun'un 52 nci maddesinin uygulandığı paragraftaki neticeten ''1.125 gün adli para cezasını günlüğü 20,00 TL'den paraya çevrildiğinde hükmolunması gereken ceza miktarı 25.000,00 TL" ibaresi yerine "22.500,00 TL" ibaresi yazılması suretiyle; hüküm fıkrasının (A) bendinde ...'ya yönelik eylemi sebebiyle "2 yıl hapis ve neticeten 550 gün adli para cezasını günlüğü 20,00 TL'den olmak üzere 11.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ile cezalandırılmasına" ibaresinden sonra gelmek üzere, "bozma öncesi yapılan yargılama sonunda sanık hakkında 1412 sayılı CMUK'un 326/son maddesi uyarınca ceza miktarı bakımından kazanılmış haklarının saklı tutulması sureti ile neticeten ''1 yıl 6 ay hapis ve 11.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına" ibaresinin eklenmesi suretiyle hükümlerin, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
25.06.2024 tarihinde karar verildi.
Hükme iştirak eden Başkan Vekili ...'ün 30.08.2024 tarihinde vefat etmesi nedeniyle imza eksikliğinin giderilemediğine dair 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 232 nci maddesinin beşinci fıkrasına istinaden düşülen işbu şerhin altı imzalanmıştır.