HÜKÜMLER: Mahkûmiyet

Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. İstanbul Anadolu 28. Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.05.2016 tarihli kararı ile sanıklar hakkında dolandırıcılık suçundan ayrı ayrı 1'er yıl 8'er ay hapis ve 1.660,00'ar TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiştir.

2. Yargıtay 15. Ceza Dairesi tarafından anılan hükümlerin; uzlaştırma hükümlerinin uygulanması gerekliliği nedeniyle, bozulmasına karar verilmiştir.

3. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu kararı ile sanıklar hakkında dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun(5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları, 53 üncü maddesi uyarınca ayrı ayrı 1'er yıl 8'er ay hapis ve 1.660,00'ar TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, ayrıca sanık ... hakkında aynı Kanun'un 58 inci maddesi uyarınca tekerrür hükümlerinin uygulanmasına, karar verilmiştir.

1. Sanık ...'ün temyiz istemi özetle; suçun sübutuna, ilişkindir.

2. Sanık ...'in temyiz istemi bir nedene dayanmamaktadır.

Sanıklar ... ve ...'in fikir ve eylem birliği içerisinde ettikleri ve katılanın aracını satmak amacıyla oto pazarında bulunduğu sırada sanık ...'in araca müşteri olup aracın 10.700,00 TL bedelle satışı konusunda anlaştıkları, ertesi gün noterde buluşmak üzere ayrıldıkları, ertesi gün notere kendisini ...'ın vekili olarak tanıtan sanık ...'ün gelip, aracın sanık ... üzerine devrini sağladığı ve iş yerine gittikleri, iş yerinde para geleceği bahanesiyle katılanı akşama kadar oyaladıkları, akşam olunca da para getirecek kişinin gelmediğini, ertesi gün ödeme yapacaklarını belirtip, güven sağlamak amacıyla katılana senet verdikleri, daha sonraki günlerde araç bedelini ödemedikleri, verdikleri senedin de aleyhlerinde çok sayıda haciz işlemi bulunması nedeniyle sonuçsuz kaldığı, bu şekilde sanıkların en başından itibaren suç işleme kastıyla hareket ederek dolandırıcılık suçunu işledikleri kabul edilerek cezalandırılmalarına dair temyiz incelemesine konu mahkûmiyet hükümlerinin kurulduğu anlaşılmıştır.

1. Sanıkların üzerine atılı dolandırıcılık suçunun 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nin 253 ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaşma kapsamında olması nedeniyle, dosyanın uzlaştırma bürosuna tevdi edildiği ancak uzlaşmanın sağlanamadığı belirlenmiştir.

2. Sanık ... hakkında tekerrüre esas alınan ilama konu 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen dolandırıcılık suçunun 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü maddesine göre uzlaşma kapsamına alındığı anlaşılmakla; tekerüre esas alınan ilama konu dolandırıcılık suçu yönünden uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığı araştırılarak, sonucuna göre söz konusu ilam veya adli sicil kaydındaki diğer ilamlar esas alınarak tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.

3. Gerekçeli karar başlığında 04.05.2013 olarak yazılan suç tarihinin 04.02.2013 olarak mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.

4.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanıkların yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu kararında sanıklar tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanıkların temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

25.06.2024 tarihinde karar verildi.