Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili ve davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

Davacı vekili, dava konusu bağımsız bölümü 09.11.2012 tarihinde ...'dan satın aldığını, davalının taşınmazı herhangi bir hakka dayanmaksızın işgal ettiğini ileri sürerek, elatmanın önlenmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin eski malik ... ile yaptığı 01.10.2011 tarihli kira sözleşmesine dayanarak taşınmazda oturduğunu, davalı kiracı iken taşınmazın 09.11.2012 tarihinde davacıya satıldığını, kira sözleşmesinin yürürlükte olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi isteğine ilişkindir.

1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve ilâmda belirlenip dayanılan gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Dosyanın incelenmesinde, 1573 ada 4 parsel üzerinde bulunan dava konusu 2 nolu bağımsız bölümün, yargılama devam ederken davacı tarafça satılarak tapu kaydının devredildiği anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere 6100 sayılı HMK'nin 125/2 madesinde “Davanın açılmasından sonra, dava konusu davacı tarafından devredilecek olursa, devralmış olan kişi, görülmekte olan davada davacı yerine geçer ve kaldığı yerden itibaren devam eder.” hükmü düzenlenmiştir.
O halde, davadan sonra dava konusu taşınmazın dava dışı üçüncü kişiye devredildiği bildirildiğinden, bu hususun ilgili Tapu Sicil Müdürlüğünden sorulması, taşınmaz devredilmiş ise, devralan dava dışı üçüncü kişinin HMK'nin 125/2. maddesi gereğince davayı açan (önceki malik) davacı yerine geçtiğinin ve aktif dava ehliyeti bulunduğunun kabulü, resen bu durumun yeni devralan malike ihbar edilmesi ve davayı takip edip etmemesine göre bir karar verilmesi gerekir.
Kabule göre de, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 310. maddesine göre, “Sözleşmenin kurulmasından sonra kiralanan herhangi bir sebeple el değiştirirse, yeni malik kira sözleşmesinin tarafı olur.” O halde; davacı, davalının önceki malik ile yapmış olduğu kira sözleşmesine halef olduğu için, davalının davanın açıldığı tarihte taşınmazı kira sözleşmesine dayalı olarak kullandığı anlaşıldığından, haksız işgalci olduğu söylenemez. Açıklanan nedenle, Mahkemece davanın reddine karar verildiği halde, dava tarihi itibariyle haklı olan davalı aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

Açıklanan nedenlerle, davalının yukarıda belirtilen temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davacı vekilinin temyiz itirazının reddine, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 59,30 TL peşin harcın davacıdan alınmasına, peşin harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine 03.02.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.