Hükmün düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddi
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
A. Çorlu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.12.2020 tarihli ve 2021/721 Esas, 2022/119 Karar sayılı kararı ile sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, dördüncü fıkrasının (a) bendi, 43 üncü maddesi, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının ilk cümlesi ve 58 inci maddesi uyarınca 15 yıl 7 ay 15 gün hapis ve 31.240,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.
B. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 28. Ceza Dairesinin, yukarıda belirtilen kararı ile, sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan ve re'sen de istinafa tabi olan hükümdeki hukuka aykırılıklar düzeltilerek, hükme yönelik sanık ve müdafiinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Sanığın temyiz sebepleri özetle; 1. Suçun unsurlarının oluşmadığına, 2. Yeterli delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine, 3. Eylemin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturacağına, 4. Arama kararının hukuka aykırı olduğuna, ilişkindir.
A. Zincirleme suça ilişkin 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesiyle uygulama yapılabilmesi için cezalandırılabilir nitelikte birden fazla eylemin bulunması gerektiği, dosya dışı sanık ...'un 17.09.2019 tarihinde ikametinde yapılan aramada ele geçirilen uyuşturucu madde üzerinde sanığın vücut izlerinin çıktığının 07.11.2019 tarihli ekspertiz raporundan anlaşıldığı, AFIS ortamında eşleşme yapıldığından sanığın açık kimlik ve ikamet adreslerinin belli olduğu, 08.11.2019 tarihinde İlçe Emniyet Müdürlüğü tarafından yazılan yazıyla bu durumun Cumhuriyet Başsavcılığı'na bildirildiği, bunun üzerine Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 18.11.2019 tarihli yazıyla sanık hakkında suça ilişkin gerekli araştırmaya başlanması talimatının İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne verildiği ancak etkin bir soruşturma yapılmadan İlçe Emniyet Müdürlüğü tarafından gerekçesi açıklanmadan aradan uzun bir süre geçtikten sonra 14.05.2020 tarihli yazıyla sanık hakkındaki araştırma tutanağının Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği, bu sebeple sanığın ikametinde 09.06.2020 tarihinde geç arama yapılması neticesinde ele geçirilen uyuşturucu maddelerin 17.09.2019 tarihli eylemin devamı niteliğinde olduğunun kabul edilmesi gerektiği, bu haliyle eylemin tek suç oluşturacağı gözetilmeden, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinde öngörülen "zincirleme suç" hükümlerinin uygulanması suretiyle fazla ceza tayini,
B. Sanığın ikametinde bulunan uyuşturucu maddeyi cep telefonunu verdiği ... lakaplı kişiden satın aldığını belirtmesi karşısında, sanığın telefon numarasını verdiği, adına kayıtlı olduğu anlaşılan ve hakkında soruşturma açılan Mahmut Karakaş hakkındaki soruşturmanın akibetinin araştırılarak, dava açılmış ise birleştirme hususu da değerlendirilerek sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 192 nci maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi,
Nedenleriyle hukuka aykırı görülmüştür.
Gerekçe bölümünün (A) ve (B) bentlerinde açıklanan nedenlerle sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 28. Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, bozma nedeni ile tutukluluk süresi ve tutuklama koşullarında değişiklik bulunmaması karşısında sanık hakkında ki salıverilme talebinin REDDİNE,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Çorlu 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 28. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.06.2024 tarihinde karar verildi.