Mahkumiyet

Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi uyarınca sanık yararına olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağından, dosya içeriğine göre, sanığın suç tarihinde, gece saat 04.00 sıralarında yakınan ...'in işyerinin kapısının camını kırıp zarar vererek içeriye girip yazar kasayı kırdıktan sonra bulduğu kontak anahtarıyla suça konu motorsikleti çalması ve yakınan ...'e ait işyerine birkaç gün arayla iki kez sağlam ve muhkem kapı kilidini masatla zorlayıp açarak hırsızlık yapması şeklinde gelişen eylemleriyle ilgili yakınan ...'e yönelik 765 sayılı TCK'nın 493/2,522. maddeleriyle 5237 sayılı Yasanın 142/2-d, 53,116/2-4,53,151/1,53. maddeleri yakınan ...'e yönelik 765 sayılı TCK'nın 493/1,80,522. maddeleriyle 5237 sayılı Yasanın 142/1-b, 43,53,116/2-4,43,53. maddeleri uyarınca (işyeri dokunulmalığını bozma ve mala zarar verme suçlarıyla ilgili olarak uzlaşma koşulları da değerlendirilerek), ayrı ayrı uygulama yapılıp, her iki Yasaya göre denetime olanak sağlayacak şekilde uygulanan Yasa maddeleriyle verilmesi gereken cezalar ayrı ayrı tespit edilip, sonuç cezalar karşılaştırılarak, lehe olan yasa belirlenip uygulama yapılması gerekirken, yazılı şekilde eksik ve denetime olanak vermeyecek biçimde hüküm kurulmuşsa da kurulan hüküm sanık yararına olduğundan ve karşı temyiz bulunmadığından;
Kabule göre de 5237 sayılı TCK’nın 145.maddesindeki “malın değerinin azlığı” kavramının, 765 sayılı TCK’nın 522.maddesindeki “hafif” veya “pek hafif” ölçütleriyle her iki maddenin de cezadan indirim olanağı sağlaması dışında benzerliği bulunmadığı, “değerin azlığının” 5237 sayılı Yasaya özgü ayrı ve yeni bir kavram olduğu, Yasa koyucunun amacı ile suçun işleniş biçimi,olayın özelliği ve sanığın özgülenen kastı da gözetilmek suretiyle, daha çoğunu alma olanağı varken yalnızca gereksinimi kadar ve değer olarak da gerekiyorsa ceza vermekten vazgeçilebileceği ölçüdeki düşük değerler esas alınmak, yasal ve yeterli gerekçeleri de açıklanmak koşuluyla uygulanabileceği düşünülmeden, bu maddeye düzenleniş amacının dışında yorumlar getirilerek cezadan indirim yapılması; karşı temyiz bulunmadığından, bozma nedeni yapılmamış;
Sanık hakkında, 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin uygulandığı kararda belirtilmemişse de, hükümlülüğün yasal sonucu olarak, infazda gözetilmesi olanaklı kabul edilmiştir.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, uyulan bozmaya, toplanıp karar yerinde tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Ancak,

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizcede benimsenen 08.04.2008 gün ve 2008/1-157 Esas, 2008/74 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere; tekerrür uygulamasına esas alınacak hükümlülüklerin ve sonraki suç tarihinin 01.06.2005 tarihinden önce olması halinde; 5237 sayılı TCK.nın lehe kabulü ile yapılan uygulamalarda aynı Kanunun 58.maddesinde yer alan tekerrür hükümlerinin uygulanamayacağının gözetilmeyerek sanık Serdar Düz hakkında mükerrirlik uygulaması yapılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK'nın 322.maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından; “tekerrür uygulamasına” ilişkin bölümün çıkartılması suretiyle diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 29.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.