Ölümle tehdit, görevi kötüye kullanma suçlarından şüpheliler ..., ..., ... haklarında yapılan soruşturma evresi sonucunda ... Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 11/03/2010 tarihli ve 2009/15050 soruşturma, 2010/4420 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii ... Ağır Ceza Mahkemesi başkanınca verilen 29/09/2010 tarihli ve 2010/809 değişik ... sayılı kararının Adalet Bakanlığınca 21.01.2011 gün ve 5372 sayılı yazı ile yasa yararına bozulmasının istenmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 07.03.2011 gün ve 62978 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Daireye gönderilmekle incelendi:
Tebliğnamede “Dosya kapsamına göre, müşteki ...'un kardeşinin şüpheliler ..., ... tarafından öldürülmesi iddiası ile yürütülen soruşturma sonucu firari olan şüpheliler hakkında kamu davası açıldığı, adı geçenlerin müştekiyi tehdit ettikleri ve saklandıkları, kendilerine polis memuru olan şüpheli ...'ın yardım ettiği iddiaları ile ilgili, iddia ve ithamlar dışında delil bulunmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 160. maddesinde yer alan "Cumhuriyet Savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar. Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür." şeklindeki düzenleme karşısında, Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmak zorunda olduğu, Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 14/11/2007 tarihli ve 2007/9636-9375 sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, müştekinin vekili aracılığı ile yaptığı şikâyeti üzerine hiçbir araştırma yapılmadığı, ortada 5271 sayılı Kanun'a uygun bir soruşturmanın bulunmadığı bir durumda, anılan Kanun'un 160. maddesi ve diğer maddeleri uyarınca soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabul edilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
5271 sayılı Ceza Yargılama Yasasının 160. maddesinin 1.fıkrasında "Cumhuriyet Savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar." 2. fıkrasında, "Cumhuriyet Savcısı, maddi gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adli kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür." 170. Maddesinin 2. fıkrasında, " Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet Savcısı, bir iddianame düzenler." 173. maddesinin 3.fıkrasında ise " Başkan, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, O Yer Sulh Ceza Hakimini görevlendirebilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder." hükümleri yer almaktadır.
İncelenen dosyada; yakınan ... vekilinin, yakınanın kardeşini öldürüp haklarında verilen tutuklama kararına karşın halen yakalanamayan şüpheliler ... ve ...'in katıldıkları bir taziye ziyaretinde sıranın ölenin diğer kardeşlerine de geleceğini, aile fertlerinin adreslerini tespit ettiklerini, arabalarını takip edip ilk fırsatta tuzağa düşürerek onları da öldüreceklerini ve emniyetle işbirliği içerisinde olduklarından polisin kendilerini yakalamayacağını, Orhan Koyun'u öldürdükleri günden bu yana polis memuru şüpheli ...'ın kendilerine saklanması için yardımcı olduğunu söylediklerini ve bu konuda tanıklık yapacak kişileri belirleyince savcılığa bildireceğini belirterek şikayet dilekçesi verdiği anlaşılmaktadır. ... Cumhuriyet Başsavcılığının herhangi bir araştırma ve inceleme yapmadan hatta şüpheliler ve yakınanın ifadelerine bile başvurmadan yalnızca şikayet dilekçesi içeriğini dikkate alarak soyut iddia dışında somut delil bulunmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verdiği görülmektedir. Yakınan vekili takipsizlik kararına, şüphelilerin işlediği adam öldürme suçuna ilişkin dosyanın incelenmemesi ve şüpheli ...'ın diğer şüphelilere yardım edip etmediğinin araştırılmaması gerekçesiyle itiraz etmiştir. İtiraz merciinin soruşturma eksikliğini gözetmeden verdiği itirazın reddi kararının hukuka aykırı olduğu açıktır. Somut olayda, C.Y.Y.'nın 160. maddesinin Cumhuriyet savcısına yüklediği maddi gerçeği araştırma sorumluluğunun gereği, ... Cumhuriyet Başsavcılığınca yerine getirilmemiştir. Ancak bu durumda soruşturmanın hangi merci tarafından yapılması gerektiği sorunu ortaya çıkmaktadır. Y.C.G.K.'nun, 4.12.2007 tarih ve 2007/247-257 sayılı kararında özetle "Cumhuriyet savcısı tarafından ceza yargılamasının temel hedefi olan maddi gerçeğe ulaşma amacına yönelik olarak gerekli kanıtların toplanmadığı hatta buna teşebbüs bile edilmediği çok açık olarak anlaşılmakta, başka bir anlatımla soruşturma evresinin tamamlanmadığı net bir biçimde tespit edilmekteyse, soruşturma evresi Cumhuriyet Savcısınca tamamlanmalıdır. Aksinin kabulü halinde, soruşturma safhasının asıl yetkilisi olan Cumhuriyet Savcısı varken istisnai yetkili olan sulh ceza hakiminin soruşturmayı yapması sonucuna ulaşılır ki bu C.Y.Y.'nın getirdiği sisteme ve yasanın amacına aykırıdır." denilerek soruşturma eksikliğinin nasıl giderilmesi gerektiği gösterilmiştir. Yapılan açıklamalara göre itiraz merciinin, itirazı kabul edip dosyayı soruşturmayı tamamlaması için ... Cumhuriyet Başsavcılığına göndermesi hukuka uygun olacaktır.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği tebliğnamedeki düşünce, yukarıda belirtilen nedenlerle yerinde görüldüğünden, tehdit suçundan şüpheliler ... ve ... ile görevi kötüye kullanma suçundan şüpheli ... hakkında ... Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığınca verilip kesinleşen 29.09.2010 gün ve 2010/809 D.... sayılı kararın, C.Y.Y'nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, aynı yasa maddesinin 4-a fıkrası gereğince sonraki işlemlerin yerinde tamamlanmasına, 28.09.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.