İstinaf başvurusunun esastan reddi
Sanık müdafiinin, hükmün temyizinden sonra, 01.07.2022 tarihli temyiz isteminden vazgeçme dilekçesi sunduğu görülmüş ise de, vekaletnamesinde buna ilişkin yetkisinin bulunmadığı anlaşıldığından, temyizden vazgeçme talebine itibar edilmemiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde, sanık ... müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun'un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdîren reddine karar verilerek gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında hakaret suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Sanık müdafiinin temyiz isteği, delillerin yanlış değerlendirildiğine, eylemin yüze karşı mı yoksa katılanın yokluğunda mı gerçekleştirildiği hususunun açıklığa kavuşturulmadığına, sanık ile katılanın olay anında yüz yüze gelmediklerine, bu hususun kamera kayıtları ile sabit olduğuna, tanık beyanlarının çelişkili olduğuna, 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin sekizinci fıkrasında yapılan değişikliğin sanık hakkında verilen önceki hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği tarihte yürürlükte olmadığına, bu sebeple hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına engel teşkil etmediğine, sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanığın kardeşi S.A.'nın başka bir olay nedeniyle darp edilmesi sonucu tedavisi için Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'ne getirildiği, burada tedavisi için acil servis kısmına alındığı, tedavi için beklediği sırada polis memurunun, S. A.'nın olaya ilişkin beyanını tespit etmek için yanına gittiği, bu sırada sanık ...'ın ifade vermeyeceğini ve avukatı geldikten sonra ifade alması gerektiğini söylemesi sebebiyle tartışma çıktığı, hastane acil servisinde doktor olarak görev yapan katılan ...'ın olayı sakinleştirmek ve tarafları ayırmak amacıyla olay yerine geldiğinde sanığın katılan ...'a yönelik olarak "gözlüklü dümbük ne konuşuyorsun, işini yap" demek suretiyle hakaret ettiği İlk Derece Mahkemesince kabul edilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Verilen kararda usul ve yasaya aykırı herhangi bir hususun bulunmadığı, sanık ile ilgili hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların istinaf denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, savunmaların inandırıcı gerekçelerle reddedildiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, cezayı azaltıcı sebebin niteliğinin takdir kılındığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşıldığından 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
A. Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri Yönünden
1. Katılanın aşamalarda değişmeyen tutarlı anlatımları ve bu anlatımları doğrulayan tanık beyanları doğrultusunda sanığın mahkumiyetine ilişkin Mahkemenin takdir ve gerekçesinde bir hukuka aykırılık görülmemiştir.
2. Suç tarihi ve 5271 sayılı Kanun'un 231 nci maddesinin sekizinci fıkrasında yapılan değişikliğin yürürlük tarihi dikkate alındığında, denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceğinden bahisle sanık hakkında 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin beşinci fıkrasında düzenlenen hükmün uygulanmasına yer olmadığına ilişkin Mahkemenin takdir ve gerekçesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
B. 5271 Sayılı Kanun'un 289 uncu Maddesinde Sayılan Kesin Hukuka Aykırılık Halleri de Gözetilerek Maddi Ceza Hukukuna İlişkin Sair Sebepler Yönünden
Sanığa yükletilen hakaret eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanun'a uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanun'da öngörülen suç tipine uyduğu, cezanın kanuni bağlamda uygulandığı belirlenerek hukuka aykırılık görülmemiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Bölge Adliye Mahkemesi'nin kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun'un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile maddi ceza hukukuna ilişkin sair nedenler yönünden yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun'un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304 üncü maddesi uyarınca Konya 15. Asliye Ceza Mahkemesi'ne, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesi'ne gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
24.06.2024 tarihinde karar verildi.