Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1)Sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz isteğinin incelenmesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın ... Bankasına hızlı kredi sistemini kullanarak kredi başvurusunda bulunduğu, bu şekilde yapılan kredi başvurularının ilgili banka şubelerince onaylanması sonrası, sanığın üzerinde kendi fotoğrafı yapıştırılmış sahte nüfus cüzdanı, Türk Telekom personel kimlik kartı, maaş bordrosu ve çalıştığı kurumca düzenlenmiş adres belgesi ile ... Bankası ... ve ... Şubelerine giderek mağdurlar ... ve ... adına içeriği itibarıyla sahte kredi sözleşmelerinin düzenlenmesini sağlayıp bu sözleşmeleri mağdurlara atfen imzaladığı, mağdurlar ... ve ... adına yaptığı başvuruların ise görevlilerce kuşkulanılması üzerine işleme konulmadığı, sanığın eylemleri sonucu ... Şubesinden mağdur ... adına 2.500 TL, mağdur ... adına 5.000 TL'nin katılan banka görevlilerince sanığa ödendiği olaylarda, mahkemenin "banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla dolandırıcılık" suçunun oluştuğuna yönelik kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanığın katılan bankanın iki ayrı şubesine farklı tarihlerde sahte belgelerle yaptığı kredi başvuruları sonrası kendisine haksız olarak ödeme yapılması nedeniyle, dolandırıcılık suçlarının, aynı

suç işleme kararı altında, aynı mağdura karşı ve değişik zamanlarda işlenmiş olması karşısında sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nun 43/1. maddesinin uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığından, tebliğnamedeki dört ayrı dolandırıcılık eylemi nedeniyle dört kez dolandırıcılık suçundan uygulama yapılması gerektiğine ilişkin eleştiriye iştirak edilmemiş olup; sanık hakkında mahkumiyet hükmü kurulmasına göre, kendisini vekil ile temsil ettiren katılan lehine vekalet ücretine karar verilmemesi, adlî para cezasının miktarının suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamayacağı yönündeki emredici hüküme aykırı olarak adli para cezasının eksik tayini, zincirleme suç nedeniyle artırım yapılırken hapis cezası artırıldığı halde adli para cezasında artırım yapılmaması hususları, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2) Sanık hakkında özel belgede sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz isteğinin incelenmesinde;
Tanık sıfatıyla beyanlarına başvurulan banka görevlilerinin, sanığın kredi başvurusu esnasında ibraz ettiği sonradan sahte olduğu anlaşılan kimlik belgelerinin aslını görüp, fotokopisini alıp belgeleri iade ettiklerini söylemelerine, sanığın savcılık ifadesinde iki kimlik belgesini de özenle hazırlayıp PVC ile kaplattığını, görevlilerin bu nedenle sahte olduğunu anlayamadıklarını beyan etmesine göre, aldatma kabiliyeti bulunan ve resmi belge niteliği taşıyan iki ayrı sahte kimlik belgesi ile başvuru yapmış olması nedeniyle sanığın unsurları itibarı ile oluşan resmi belgede sahtecilik suçundan iki kez cezalandırılması gerekirken, özel belgede sahtecilik suçundan cezalandırılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sanığın tayin olunan ceza yönünden kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, 18/12/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.