Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Katılanın, sanık ...'la düzenlediği gayrimenkul satımı ve teminat olarak da ipotek tesisine ilişkin protokol uyarınca sanıklardan alması gereken 800.000 TL parayı alamamasına rağmen bu paraya karşılık verdiği iki adet 400.000 TL'lik ve on bir adet 20.000 TL'Lik senetleri geri alamadığı ve söz konusu senetleri ciro silsilesine aykırı bir şekilde eline geçiren sanık ...'in de katılan hakkında icra takibi başlattığı iddia edilen somut olayda; taraflar arasındaki ihtilafın hukuki mahiyette olduğu ve bu nedenle dolandırıcılık suçunun unsurları itibariyle oluşmadığına yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 18.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
15. Ceza Dairesi - E. 2012/15245 - K. 2012/45831
Yargıtay Kararı
Künye Bilgileri
| Daire | 15. Ceza Dairesi |
| Esas No | 2012/15245 |
| Karar No | 2012/45831 |
| Karar Tarihi | 18.12.2012 |
Karar Metni
"İçtihat Metni"