Davanın reddine ve kabulüne
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve temyiz incelemesinden geçen kadastro tespitine itiraz davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davacı-karşı davalının davasının kabulüne, davalı- karşı davacının davasının reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı-karşı davalı ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
İlk Derece Mahkemesinin verdiği karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, uyulan bozma ilamında özetle; "dava devam ederken yörede 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi gereğince düzeltme çalışması yapılması sonucunda, davanın 22/2-a madde çalışmalarına da itiraza dönüştüğünün mahkemece gözönüne alınmadığı, fen bilirkişi raporunda (E), (F) ve (D) harfli bölümlerin çekişmeli taşınmazın kişi adına tescile karar verilen (C) harfli bölümü içerisinde gösterildiği, bu bölümlerden fen bilirkişi tarafından (F) harfi ile gösterilen bölümün, komşu 257 ada 6 parsel sayılı taşınmaz içinde kaldığı, ancak 257 ada 6 parsel tespit malikinin ise davada taraf olmadığı, yine çekişmeli taşınmazın (E) harfi ile gösterilen bölümünün, Korkuteli Sulh Ceza Mahkemesinin 1986/87 Esas, 1986/263 Karar sayılı kesinleşen kararı kapsamında kaldığı, (E) harfli bu bölüm tahdit dışında bırakılmış ise de; 01.03.1999 tarihli mahkeme kararına göre orman kadastrosu sınır düzeltme tutanağı ile; 4.709 m2 yerin işgalinden dolayı Korkuteli Sulh Ceza Mahkemesinin 1986/87 Esas, 1986/263 Karar sayılı kararı ile orman olduğuna karar verilerek şahsın cezalandırıldığı belirtilerek, bu mahkeme kararının orman kadastro haritasına işlendiği, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi ve 6292 sayılı Kanun çalışmalarında ise bu bölümün orman sınırlarına ilave edildiği, ancak mahkemece (E) harfli bu bölümün (C) harfi ile gösterilen bölüm içerisinde davacıya verildiği, çekişmeli taşınmazın tamamına ilişkin olarak imar ve ihya araştırmasının yeterli olmadığı ve zilyetliğin tespiti açısından 1980-1985 yıllarına ait memleket haritası ve hava fotoğrafındaki durumunun da araştırılmadığı" hususuna değinilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; dava konusu parselin orman sayılmayan yerlerden olduğu, keşif sonucu hazırlanan bilirkişi raporlarından zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi vasfında taşınmazlardan olduğu, imar ihyasının 1980'li yılların ortasında tamamlandığı, mahalli bilirkişi ve tanıkların beyanlarından davacı-karşı davalı ...'nın kesintisiz zilyetliğinin bulunduğunun sabit olduğu gerekçesiyle davacı-karşı davalı ...'nın davasının kabulüne, davalı-karşı davacı Söğütçük Köyü Tüzel Kişiliği'nin davasının reddine, dava konusu Antalya ili Korkuteli ilçesi Söğütçük Köyü Gölcük mevki eski 257 ada 1 parsel (Yeni 276 ada 1 parsel) sayılı taşınmaz yönünden 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi uyarınca yapılan 17.11.2012 tarihli komisyon tutanağınının iptaline karar verilmiş; hüküm, davalı-karşı davacı ... Başkanlığı vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına, kabule karar verilen taşınmaz bölümlerin imar-ihya koşullarına uygun olarak 1980'li yılların ortalarına doğru imar ihyasının tamamlandığı, dava tarihi olan 2009 yılına kadar zilyetlikle kazanma koşullarının gerçekleştiği, hükme esas alınan bilirkişi raporlarındaki açıklamalar ve hava fotoğrafları uygulaması ile doğrulandığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve Kanuna uygun olup davalı-karşı davacı ... Başkanlığı vekili ve davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
S O N U Ç: Yukarıda açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Kanun'un 438 inci maddesi gereğince ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
59,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 368,30 TL'nin temyiz eden davacı-karşı davalıdan alınmasına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
24.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.