Mahkûmiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Bursa 16. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.07.2016 tarihli kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 1 yıl 8 ay hapis ve 1.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.

2.Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesi tarafından anılan hükmün; sonradan yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanunun 235 üncü ve 254 üncü madde ve fıkraları gereğince uzlaştırma işlemleri yapılması gerektiği gözetilerek bozulmasına karar verilmiştir.

3. Bursa 16. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.12.2019 tarihli ve 2018/246 Esas, 2019/664 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 ncü ve 58 nci maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis ve 1.500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.

Sanığın temyiz sebebi, uzlaşma hükümlerinin uygulanması gerektiğine ilişkindir.

1. 13.06.2014 günü sanık ...'ın, ... isimli iş yerinde mağazada kasiyer olarak çalışan katılan ...'a bozuk para lazım olup olmadığını sorduğu, katılanın sanığına inanması üzerine kasadan 1.600 TL para verdiği, mağaza çalışanı tanık ... ile sanığın yerinden ayrıldığı yolda tanığı atlatan sanığın katılana bozuk para getirmediği bu suretle sanığın dolandırıcılık suçunu işlediği iddia ve kabul edilmiştir.

2. Sanık aşamalarda alınan savunmalarında; iddianamede anlatılan olayı kabul ettiğini, zararı giderecek maddi gücü olmadığını beyan ederek suçlamaları ikrar etmiştir.

3. Katılan zararının giderilmediğini, katılmak istediğini beyan etmiştir.
4. 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaşma kapsamında olması nedeniyle, dosyanın uzlaştırma bürosuna tevdi edildiği uzlaşmanın sağlanamadığı görülmüştür.

1.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

2.Bursa 16. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.12.2019 tarihli ve 2018/246 Esas, 2019/664 Karar sayılı kararında, sanık hakkında bozma öncesi kurulan hükmün sanık tarafından temyiz edilmiş olması ve aleyhe temyiz bulunmaması karşısında 1412 sayılı Kanun'un 326 ıncı maddesi uyarınca kazanılmış hakkı saklı tutulması suretiyle ilk hükümden daha ağır bir hüküm kurulamayacağı gözardı edildiği anlaşılmış ancak bu durumun Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür, bu husus dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.

Gerekçe bölümünde 2 numaralı bentte açıklanan nedenle Bursa 16. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.12.2019 tarihli ve 2018/246 Esas, 2019/664 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasının “bozma öncesi aleyhe temyiz bulunmadığı gözetilerek, 1412 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca hükmün 6 nolu bendinin hükümden çıkarılarak yerine ''sonuç ceza miktarı açısından sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınması suretiyle neticeden 1 yıl 8 ay hapis ve 50 gün adli para cezasının günlüğü 5237 sayılı Kanun'un 52 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları gereğince sanığın sosyal ve ekonomik durumu göz önüne alınarak taktiren 20,00 TL den adli para cezasına çevrilip sanığın 1.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, sanığa tertip edilen para cezasının miktarı, sanığın sosyal ve ekonomik durumu nazara alınarak sanığa tertip edilen para cezasının 5237 sayılı Kanun'un 52 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca 1'er ay ara ile 4 eşit taksitte tahsiline” ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

24.06.2024 tarihinde karar verildi.