Davacı, murisinin davalılardan işverene ait işyerinde 01/11/2005 tarihinde işe başladığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dava, davacının murisinin sigortalılık başlangıç tarihinin 01.11.2005 olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasanın 108. maddesinin 1. fıkrasında;"Malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarının uygulanmasında nazara alınacak sigortalılık süresinin başlangıcı, sigortalının, yürürlükten kaldırılmış 5417 ve 6900 sayılı kanunlara veya bu kanuna tabi olarak ilk defa çalışmaya başladığı tarihtir." hükmü düzenlenmiştir.
Dosya kapsamından, davacının 15.11.2005 tarihinde davalı işveren nezdinde işe girişini gösteren işe giriş bildirgesinin 14.11.2005 tarihinde kurum kayıtlarına alındığı,dinlenen bordro tanıkları ... Açılan ve ... 'in davacının murisinin davalı şirkette 01.11.2005 te işe başladığını beyan ettikleri ve işveren şirket temsilcisince de bu beyanların doğrulandığı anlaşılmaktadır.
Sosyal güvenlik hakkının Anayasa ve yasalar karşısındaki konumuna göre kullanılması zorunlu bir hak olup bu haktan vazgeçilemeyeceği, devredilemeyeceği ve kaçınılamayacağı, başka bir anlatımla sosyal güvenlik hakkının kişiye bağlı, geleceğe uzanan ve herhangi bir süre ile kısıtlanamayan temel Anayasal bir hak olma niteliği itibariyle diğer özel hukuk alanında yer alan kurumlarla karşılaştırılamayacağı ve özel hukuk kurallarıyla açıklanamayacağı, yanı sıra davanın kamu düzenine ilişkin olduğu açıktır.
Davacının murisinin 01.11.2005 tarihi itibariyle davalıya ait işyerinde çalışmaya başladığı dinlenen bordro tanıklarının beyanlarıyla kanıtlanmıştır. İşe giriş bildirgesinin 14.11.2005 tarihinde verilmiş olması ve bu bildirgede davacının imzasının bulunması sonuca etkili değildir. Böyle olunca davanın kabulüne karar vermek gerekir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 18.12.2012 gününde oy birliği ile karar verildi.