Mahkumiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Büyükçekmece 10. Asliye Ceza Mahkemesinin, 27.10.2015 tarihli ve 2014/1461 Esas ve 2015/949 Karar sayılı kararı kararı ile; sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 3 yıl hapis ve 20.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Kararın, sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin, 13.01.2020 tarihli ve 2019/15260 Esas, 2020/90 Karar sayılı ilâmıyla;
"Sanığa yüklenen dolandırıcılık suçu nedeniyle, hükümden sonra ve 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 253. ve 254. maddeleri gereğince uzlaştırma işlemleri yapılmasından sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması"
Nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
3. Bozma üzerine Büyükçekmece 10. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.10.2020 tarihli ve 2020/84 Esas, 2020/415 Karar sayılı kararı kararı ile; sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 3 yıl hapis ve 20.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
Sanık müdafiin temyizi; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
1. Sanığın emlakçılık yaptığı, katılanın çocukları ... ve ...'nun sanıktan daire aldıkları, sanık ile aynı memleketli olmaları nedeni ile aralarında bir samimiyet doğduğu, katılan, olay tarihinden önce Güngören İlçesinde kendisine ait dairede oturduğu için sanığın, katılana hitaben "... Teyze size buradan güzel bir daire vereyim oğullarınla da yakın olursun" diyerek katılanın Güngören'deki dairesini satıp Beylikdüzünden daire almaya ikna ettiği, daha sonra sanığın, katılana Beylikdüzü ... Sitesinde kendisine ait 5-6 adet gayrimenkulu olduğunu, satışını hemen yapabileceğini söyleyerek katılana daireleri gösterdiği, katılanın bir daireyi beğenmesi üzerine 88.000,00 TL karşılığında anlaştıkları, sanığın 31.12.2012 tarihinde dairenin satışını yapacağını söyleyerek katılana para ile tapu dairesinde hazır olmasını söylediği, katılanın 88.000,00 TL ile tapu dairesinde hazır olduğu, sanığın katılanı akşama kadar tapu dairesinde beklettiği, sanığın işlemleri yaptırdığını söyleyerek katılandan parayı aldığı, daha sonrasında ise akşam mesai saati sonunda ise katılana "... Teyze bugün tapuda çıkan aksilikler nedeni ile satış olmadı yarın tatil, tatil sonrası satışı yaparız" diyerek katılanın parasını alıp götürdüğü ve parayı iade etmediği gibi dairenin satışını da yapmadığı, bu şekilde dolandırıcılık suçunu işlediği iddiası ile kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.
2. Mahkemesince sanık hakkında dolandırıcılık suçunun sübut bulduğu kabul edilerek temyiz incelemesine konu mahkumiyet hükmü kurulmuştur.
Suç tarihinin sanık tarafından suça konu meblağın edinme tarihi olan "31.12.2012" olduğu belirlenerek ve sanığın üzerine atılı dolandırıcılık suçunun 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaşma kapsamında olması nedeniyle, dosyanın uzlaştırma bürosuna tevdi edildiği ancak uzlaşmanın sağlanamadığı belirlenerek yapılan incelemede;
1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir. Ancak,
2. Hüküm fıkrasının (4) numaralı paragrafında adli para cezasının taksitlendirilmesine karar verilmesine karşın (5) numaralı paragrafta taksitlendirmeye yer olmadığı kararı verilerek hükümde çelişkiye neden olunması hukuka aykırı olup söz konusu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Büyükçekmece 10. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.10.2020 tarihli ve 2020/84 Esas, 2020/415 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasının (5) numaralı paragrafında bulunan "Sanığa verilen adli para cezasının miktarı gözetilerek TCK nın 52/4 maddesi gereğince TAKSİTLENDİRİLMESİNE YER OLMADIĞINA," ibaresinin çıkartılması suretiyle hükmün Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
24.06.2024 tarihinde karar verildi.