Taraflar arasında görülen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacı ... İspartalıgil'in 1990'lı yıllardan beri yaşam sigortası ile sigortalı olduğunu, 2001 yılında diğer davacı ... ile evlendiğini ve bu tarihten sonra sigortalılığı biraz daha genişleterek aile sağlık sigortasından birlikte faydalandığını, müvekkillerinin primlerini düzenli olarak ödediğini, bu işlemlerin rutin olarak her yıl davalı ... acentesi tarafından aynı yöntemle yapıldığını, ancak davalı ... acentesinin müvekkillerine sigortalılığı süresi dolmasına rağmen her zaman yaptığı şekilde haber vermediğini belirterek müvekkilerinin ellerinden alınan sigortalılık haklarının aynı şartlar ve riskleri kapsar şekilde iadesini, sigortanın yaptırılmaması halinde ise ... için dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte 60.000,00 TL manevi tazminat, ... için 40.000,00 TL manevi tazminat ile dava aşamasında hesaplanacağı üzere ...için doğması muhtemel zararların hesaplanması halinde fazla haklarının saklı kalması suretiyle şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep etmiştir.

Davalı .... vekili cevap dilekçesinde; davacıların beş yıl süren sigortalılıklarının ellerindeki poliçeler ve aradaki yazışmalardan dolayı poliçenin başlangıç ve bitiş günlerini, geçerlilik sürelerini ve dolayısıyla poliçeyi en son hangi gün itibari ile yenilemekle yükümlü olduklarını bildiklerini, davacıların davalı müvekkili tarafından bu konuda defalarca yazılı ve sözlü olarak bilgilendirilip uyarıldığını, ancak süresi içinde yenileme iradelerini davalı müvekkiline bildirmediklerini, buna göre eski sözleşmenin sona erdiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

Davalı Ergo İsviçre Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; poliçenin 1 yıllık bir akit olduğunu, her yıl vade tarihinden itibaren 30 gün içinde yenilendiğini belirterek davacının haksız taleplerinin reddini savunmuştur.

Mahkemenin 26.03.2013 tarihli ve 2010/114 Esas, 2013/66 Karar sayılı kararı ile; davanın reddine karar verilmiştir.

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 04.02.2019 tarihli ve 2018/3090 Esas, 2019/862 Karar sayılı ilamı ile; "... Bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerektiği T.C. Anayasasının 141/3. maddesinde de açıkça belirtilmiştir. Bu hükümler yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereği ve kamu düzeni ile ilgili olup, yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar, kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta olması zorunludur. Zira, tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri, davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini bilmeleri gerekir. Yargıtay'ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için de ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş bir hükmün bulunması gerektiği açıktır. Gerekçesiz bir kararın Yargıtay tarafından denetlenmesi mümkün değildir. Ayrıca kararda maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiği, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığı ortaya konulmalı, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantı açıklanmalıdır.
Somut olayda, davacının talebinin hangi gerekçelerle reddedildiği açık ve anlaşılır olmadığı gibi, karar denetime elverişli de değildir. Bu husus yukarıda açıklanan ilkelere aykırılık oluşturduğundan, hükmün bozulması gerekmiştir." gerekçesi ile hükmün bozulmasına bozma neden ve şekline göre davacılar vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraflar arasındaki sigorta poliçelerinde poliçenin kendiliğinden yenileneceğine dair bir hüküm bulunmadığı, davacıların sigorta poliçesinin yenilenmesi yönünde bir talebinin bulunmadığı, davalı Mites tarafından e-posta yoluyla yapılan tekliflerin de davacılarca kabul edildiğine ilişkin bir beyanın olmadığı, sigorta primlerinin yatırılmaması sebebiyle davalıların herhangi bir sorumluluğu ve kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; davacıların kendi üzerlerine düşen yükümlülüklerini yerine getirdiğini, sigorta primlerini düzenli olarak ödediklerini, bu işlemlerin her yıl rutin olarak aynı sigorta acentesi tarafından aynı yöntemle yenilendiğini, yıllardan beri sigortalılığın yenilenmesi zamanında kullanılmak üzere elinde talimat olan sigorta aracısı davalı şirketin davacıların sigortalılık süresi dolmasına rağmen her zaman yaptığı şekilde sigortayı yenilemediğini ve hatta süre dolduktan sonra gönderilen e-mail ile süreniz doldu bildiriminde bulunduğunu, sigorta şirketinin sigortalılığı bitirirken kötü niyetli şekilde hareket ettiğini, daha evvel de aynı firma tarafından sürenin dolmasına rağmen yenileme işlemi yapılmakta iken bu sefer yenileme işlemi yapılmadan sigortalılığın bitirilmesinin amacının davacıların uzun yıllar süren ve sigortalılığı sebebiyle hakettiği hakların ortadan kaldırılması olduğunu, davacı ...'nun, immun trombositopeni tedavisi görmekte olup sigortalılığın hiç ara verilmeden bu hastalığın ileride davacıya getireceği muhtemel zararları karşılamak amacını kendinde bulundurmak gayesiyle devam ettirilirken sigortalılığı devam ettirmeyen davalı ... şirketinin bu eylemi ile davacılardan ...’ün ilerideki hayatı için çok tehlikeli bir duyarsızlık içine girdiğini, davalı Mites Sigorta Aracılık Hizmetleri Ltd. Şti.'nin uzun yıllar devam eden sigortalılık ilişkisi içinde her yenileme döneminde sadece davacıya fiyat teklifi bildirdiğini, poliçeyi yenileyerek kendisinde bulunan kredi kartı talimatını kullanarak ödemelerin çekimini yaptığını, sigorta poliçesinin yenilenmemesi gibi bir ihtimalin söz konusu dahi olmadığını, 13.03.2010 tarihinde ise davacıya hiçbir bildirim yapılmadığı gibi, davacıların poliçeyi yenilememe iradesinin asla olmadığını bildikleri ve poliçe bedelini ellerindeki talimatla çekme hakları olduğu halde davacıların indirim haklarını kullanmasını engellemek için kötü niyetli olarak poliçeyi yenilemediklerini belirterek yerel mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.

Uyuşmazlık, davalı sigortacı tarafından düzenli olarak yenilenen sağlık sigorta poliçesinin aynı şartlarla tekrar yenilenmemesinden dolayı davacıların uğradığı maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1423,1430 ve 1511 vd maddeleri, Sağlık Sigortası Genel Şartları.

Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacılara yükletilmesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

24.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.