HÜKÜMLER: Mahkûmiyet

TEBLİĞNAME GÖRÜŞLERİ: Onama, bozma

Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Hassa Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.02.2016 tarihli ve 2013/286 Esas, 2016/65 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci, 50 inci ve 52 nci maddesi uyarınca ayrı ayrı 6.000,00 ve 80,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

2. Hassa Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.02.2016 tarihli ve 2013/286 Esas, 2016/65 Karar sayılı kararının sanıklar tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 27.12.2017 tarihli ve 2017/35407 Esas, 2017/29418 Karar sayılı kararı ile hükümden sonra, yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaştırma işlemleri yapıldıktan sonra sanığın hukuki durumunun takdir ve tayininin gerektiği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.

3. Hassa Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.09.2020 tarihli ve 2018/36 Esas, 2020/358 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrası,62 nci, 50 inci ve 52 nci maddesi uyarınca ayrı ayrı 6.000,00 ve 80,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

1.Sanık ...'ın temyizi, mahkumiyet kararının lehine bozulması gerektiğine, ilişkindir.

2. Cumhuriyet Savcısının temyizi, sanık hakkında tekerrür hükmünün uygulaması gerektiğine ilişkindir.

Katılanın ev işlerinde kendisine yardımcı olması için bir bayan aradığı, bu durumu sanık ...'a ilettiği, sanık ...'ın diğer sanık ...'ın kız kardeşi olduğunu söyleyerek kimliği tespit edilemeyen bir bayan ile tanıştırdığı, evlenme hususunda anlaştıkları, sanık ...'ın tavsiyesi üzerine tanışmadan bir gün sonra bilezik, tek taş yüzük, alyans ve küpe taktığı, bu sırada sanık ...'ın kendisini kızın ağabeyi ... olarak tanıttığı, birlikte restorana gittikleri, sanık ... ve bayanın tuvalete gidiyoruz bahanesi ile masadan ayrılarak bir daha gelmedikleri katılanın sanıkların verdikleri cep telefonu numarasından aradığı ulaşamadığı, dosyanın uzlaştırma bürosuna tevdi edildiği ancak uzlaşmanın sağlanamadığı, bu şekilde sanıkların dolandırıcılık suçunu işlediği kabul edilerek bu suçtan cezalandırılmasına dair temyiz incelemesine konu mahkûmiyet hükmünün kurulduğu anlaşılmıştır.

A. Sanık ... Hakkında Dolandırıcılık Suçlarından Kurulan Hüküm Yönünden

1. Sanıkların savunmaları, mağdur beyanları, ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, sanığın mahkûmiyetine karar veren Mahkemenin kabul ve takdirinde ve sonuç ceza itibarıyla uygulamasında bir isabetsizlik görülmemiştir.

2. Dairemizce de benimsenen, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 23.01.2018 tarihli, 2017/463 Esas ve 2018/20 Karar sayılı ve 23.01.2018 tarihli, 2015/962 Esas ve 2018/16 Karar sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere; hükmolunan adli para cezasının ödenmemesi halinde uygulanacak olan 5275 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında, 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 6545 sayılı Kanun'un 81 inci maddesiyle yapılan değişikliğin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.

3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, Cumhuriyet Savcısının yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir

B. Sanık ... Hakkında Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden

1. Sanık ...'ın tüm ifadelerinde 0 531 247 70 90 numaralı hattın kendisine ait olmadığını adına başkalarınca çıkartılmış olabileceğini, atılı suçu işlemediğini, diğer sanık ve katılanı tanımadığını beyan etmesi, jandarmada fotoğraf gösterilmek suretiyle teşhis yaptırılması, sanık ...'ın ...'ı ... ismi ile Antakya Cezaevinden tanıdığını beyan etmesi ancak Uyap kayıtlarında sanıkların aynı dönemde ceza evinde kalmadıklarının anlaşılması, bozma sonrası 19.04.2018 tarihli oturumda sanık ...'ın ilk kez diğer sanığı gördüğünü beyan etmesi, telefon abonelik sözleşmesindeki imzanın sanık ...'in eli ürünü olmadığının tespiti karşısında gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek biçimde belirlenebilmesi, iddia, savunma ve beyanların denetimi bakımından, usulüne uygun teşhis işlemi yaptırılması sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,

2. Kabule göre de; Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 23.01.2018 tarihli, 2017/463 Esas ve 2018/20 Karar sayılı ve 23.01.2018 tarihli, 2015/962 Esas ve 2018/16 Karar sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere, hükmolunan adli para cezasının ödenmemesi halinde uygulanacak olan 5275 sayılı Kanun'un 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında, 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 6545 sayılı Kanun'un 81 inci maddesiyle yapılan değişikliğin gözetilmesi zorunluluğu, nedenleriyle sanık hakkında kurulan hüküm hukuka aykırı bulunmuştur.

A. Sanık ... hakkında kurulan hüküm yönünden,

Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle Hassa Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.09.2020 tarihli ve 2018/36 Esas, 2020/358 Karar sayılı kararında Cumhuriyet Savcısı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

B.Sanık ... hakkında kurulan hüküm yönünden,

Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle Hassa Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.09.2020 tarihli ve 2018/36 Esas, 2020/358 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

24.06.2024 tarihinde karar verildi.