Mahkûmiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ

Bozma üzerine yapılan yargılamada, Diyarbakır 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.05.2021 tarihli kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.

Sanık müdafinin temyiz isteği; suça konu belgenin aldatma kabiliyetinin bulunmaması ve lehe hükümlerin uygulanmaması nedeniyle kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.

Sanığın, Diyarbakır Havaalanı Terminal binası içerisinde rutin kontrol yapan kolluk görevlilerine, üzerinde kendisinin fotoğrafının bulunduğu ancak kardeşinin kimlik bilgilerini ihtiva eden sürücü belgesini ibraz ettiği iddiası ile kamu davası açıldığı, sanığın ikrarı, suça konu sürücü belgesinin tamamen sahte ve aldatma kabiliyetini haiz olduğuna dair uzmanlık raporu, mahkeme gözlemi ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek sanığın atılı suçu işlediğinin kabulü ile hakkında temyize konu mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.

1. Dosya kapsamındaki uzmanlık raporunda, suça konu soğuk mühür izi içeren sürücü belgesinin tamamen sahte ve aldatma kabiliyetini haiz olduğunun, 25.11.2014 tarihli duruşmadaki mahkeme gözleminde ise sürücü belgesinin aldatma kabiliyetinin olduğunun belirtilmesi ve sanığın daha önce kasten işlediği suçtan dolayı aldığı mahkumiyet kararı dikkate alındığında tekrar suç işlemeyeceği yönünde mahkemede olumlu kanaat oluşmadığından hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına veya ertelenmesine karar verilmemesi karşısında, sanık müdafinin temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir.

2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Diyarbakır 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.05.2021 tarihli ve 2020/2 Esas, 2021/215 Karar sayılı kararında sanık müdafi tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

24.06.2024 tarihinde karar verildi.

Hükme iştirak eden Başkan Vekili ...'ün 30.08.2024 tarihinde vefat etmesi nedeniyle imza eksikliğinin giderilemediğine dair 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 232 nci maddesinin beşinci fıkrasına istinaden düşülen işbu şerhin altı imzalanmıştır.