Taraflar arasındaki kadimden beri yol olarak kullanılan taşınmazın tapu kaydının iptali ile yol olarak terkini davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın reddine dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı idare vekili yönünden verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
- KARAR –
Dava, kadimden beri yol olarak kullanılan taşınmazın tapu kaydının iptali ile yol olarak terkini istemine ilişkindir.
Dosyanın incelenmesinde dava konusu taşınmazın kadastro tutanağının 08.01.1991 yılında kesinleştiği anlaşılmıştır.
Mahkemece, taşınmazın kadastro tespitinin kesinleştiği tarihten itibaren dava tarihine kadar 10 yıllık hak düşürücü süre dolduğundan kadastrodan önceki nedenlere dayanılacak dava açılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı idare vekilince temyiz edilmiştir.
Anayasa Mahkemesinin 12.05.2011 tarih ve 2009/31 esas-2011/27 sayılı kararı ile 5841 sayılı yasa ile 3402 sayılı Kanunun 12. maddesinin 3. fıkrasına eklenen cümlenin iptali ve iptal kararının Resmi Gazetede ilanına kadar yasanın yürütmesinin durdurulmasına karar verildiği gözetilerek hak düşürücü sürenin artık uygulamasının söz konusu olamayacağından işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi,
Doğru görülmemiştir.
Davacı idare vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle H.U.M.K.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 28.09.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.