Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-KARAR-
Davacı 3.kişi banka vekili, Küçükçekmece 3.İcra Müdürlüğünün 2008/1081 Esas sayılı dosyasından, borçlu şirketin davacı bankada bulunan hesapları üzerine haciz konulduğunu, oysa borçlunun davacı bankadan aldığı kredi nedeniyle borcu bulunduğundan, kredi sözleşmeden doğan rehin ve hapis hakları gereğince borçlunun hesabında bulunan paranın, bankaya blokeli olduğunu belirterek, İİK’nun 96 ve devamı maddeleri gereğince hesaptaki para üzerine konulan haczin kaldırılması istenilmiştir.
Davalı alacaklı vekili, açılan davanın reddini savunmuştur.
Davalı borçlu duruşmaya katılmamış ve cevap dilekçesi sunmamıştır.
Mahkemece, davacının, borçlunun karşılıksız kalan çek yaprağı dolayısı ile ödemesi olmadığından, iddiasını ispatlayamadığından bahisle davanın reddine karar verilmiş, hüküm dairemizin 12.10.2010 tarih 2010/908 Esas ve 2010/8123 Karar sayıl ıilamı ile davacı bankanın dayandığı belgelere göre borçlunun bankadan aldığı kredi borcu ve karşılıksız çeklerden dolayı haciz tarihinde rehin veya hapis hakkı bulunup bulunmadığının konusunda uzman bankacı bilirkişi aracılığı ile inceleme yaptırılarak alınan rapor sonucuna göre karar vermesi gerektiğinden bahisle bozulmuş, bozmadan sonra yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verilmiş, bu hükümde davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1.Davacı banka davanın başında borçlunun bankadaki mevduatının borçluya verilen kredi borcu ve karşılıksız kalan
çek karnelerinin teminatı olduğunu iddia etmiştir. Mahkemece alınan bilirkişi raporlarında karşılıksız kalan çeklerle ilgili 29.195,00 TL bankanın sorumluluğu bulunduğu tesbit edilmiş, ancak bozma doğrultusunda kredi borcu ile ilgili bir araştırma yapılamamıştır.
Öte yandan, bozmadan sonra davacı banka, borçluya verilen 35.100,00 TL teminat mektubu riski bulunduğunu belirtmiş ve belirtilen bu miktarda hüküm altına alınmıştır. Ancak verilen bu teminat haciz ihbarnamesine verilen cevaptan sonraki tarihi taşımakta olup kredi borcunun teminatı olup olmadığı belli değildir.
Yapılacak iş, borçlunun bankadaki hesap hareketleride dikkate alınarak davacı bankanın borçluya verdiği kredi borcu ile ilgili rehin ve hapis hakkı olup olmadığı, yargılama sırasında ileri sürülen teminat mektubunun bu kredi ile ilgili olup olmadığı konusunda uzman farklı bir bilirkişi aracılığı ile banka kayıtları üzerinde yapılacak inceleme ile araştırılmalı, ilgisi olmadığının anlaşılması halinde iddianın yargılamanın genişletilmesi yasağı kapsamında kalacağından talebin reddine, aksi durumda talebin kabulüne karar verilmelidir.
2-Kabule göre ise, borçlunun bankadaki dolar cinsi mevduatının 08.04.2008 tarihi itibari ile 65.034,00 TL olduğu, bankanın karşılıksız kalan çek ve teminat olarak toplam 62.070,00 TL riski bulunduğu tesbit edildiği ve buna göre davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiği halde davanın tümden kabulüne karar verilmesi de isabetsizdir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmadan eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporu esas alınarak yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 18.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.