İstinaf başvurusunun esastan reddi

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Aliağa Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.03.2018 tarihli ve 2017/663 Esas, 2018/500 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında hakaret suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi, 43 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 3 ay hapis cezası ile czealandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi (12). Ceza Dairesinin kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

Sanık müdafiinin temyiz isteği özetle, sanık hakkında tahrik hükümlerinin ve lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine, sanığın suçu işlemediğine, eksik inceleme ile karar verildiğine, Anayasa ve uluslararası hukuk kurallarına aykırı karar verildiğine yöneliktir.

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanığın, ceza infaz kurumuna ilk kabulünde kendisini arayan infaz koruma memurlarına yönelik "Şerefsiz." diyerek hakaret ettiği kabul edilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

5237 sayılı Kanun'da hapis cezası ile adli para cezasının seçenekli yaptırım olarak öngörüldüğü hallerde, aynı Kanun'un 61 inci maddesinde öngörülen ölçütlere göre somut olay irdelenip, anılan Kanun'un 3 üncü maddesindeki fiille orantılı ceza verilmesi ilkesi de gözetilerek, öncelikle seçenekli yaptırımlardan hangisinin seçildiğinin gösterilmesi, sonrasında da alt ve üst sınırlar arasında temel cezanın belirlenmesi gerekirken, mükerrir olmayan sanık hakkında seçimlik ceza öngören hakaret suçunda yeterli gerekçe gösterilmeden ve sanığın hürriyeti bağlayıcı bir ceza ile cezalandırılmasının hangi sebeple somut olayın koşullarında zorlayıcı bir ihtiyaçtan kaynaklandığı açıklanmadan orantılılık ilkesine aykırı şekilde hapis cezasının tercih edilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Aliağa 2.Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi (12). Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
24.06.2024 tarihinde karar verildi.

Sanık hakkında Aliağa Cumhuriyet Başsavcılığınca görevli memura hakaret suçundan kamu davası açılmış, Aliağa 2. Asliye Ceza Mahkemesince, sanığın TCK 125/3-a ve 43/2 maddeleri gereğince 1 yıl 3 ay hapis cezasına hükmedilmiş, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesince istinaf talebi esastan reddedilmiş, sanık müdafiinin temyizi üzerine Dairemizce TCK 61. maddesinde öngörülen ölçütlerin irdelenmediği ve orantılılık ilkesine aykırı bir şekilde hapis cezasının tercih edilmesi sebebiyle karar bozulmuştur.

Dairemiz bozma kararındaki düşünceye iştirak etmekle birlikte sair temyiz sebeplerinin reddedilmesine katılmıyoruz. Şöyle ki; sanığın başka bir cezaevinden yine İzmir Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna nakledildiği, cezaevine giriş sırasında infaz koruma memurlarının tutmuş olduğu tutanaktan anlaşılacağı üzere sanığın çıplak aramaya itiraz ettiği ve akabinde sanığın infaz koruma memuru olan müştekilere ‘’İşkence yapmak şerefsizliktir, siz işkence yapıyorsunuz, şerefsizsiniz.’’ şeklinde sözlerle hakaret ettiği anlaşılmaktadır.
Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı hakkında tüzük 46/2 maddesi gereğince makul ve ciddi emarelerin varlığı ve kurum üst amirinin gerekli görmesi halinde çıplak olarak veya beden çukurlarında arama yapılabileceği düzenlemiş olup öncelikli olarak ceza infaz kurumunda müşteki infaz koruma memurları tarafından sanık hakkında çıplak arama yapılıp yapılmadığı, çıplak arama yapılmışsa tüzüğe göre usulüne uygun arama yapılıp yapılmadığı, usulüne uygun arama yapılmamışsa sanık hakkında TCK 129/1 maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı karar yerinde tartışılmadığından bu hususta da bozma yapılması düşüncesiyle çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.