Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Şanlıurfa 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.04.2014 tarihli kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 2 yıl 6 ay hapis ve 5.000,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Sanığın temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 19.06.2017 tarihli kararı ile "sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 158/1. Maddesine eklenen (L) bendi kapsamında öngörülen nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delillerin takdirinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi" nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
3. Şanlıurfa 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.09.2017 tarihli kararı ile mahkemenin görevsizliğine ve dosyanın görevli ve yetkili Şanlıurfa Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
4. Şanlıurfa 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 21.03.2019 tarihli kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 2 yıl 6 ay hapis ve 5.000,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
Sanığın temyiz isteği; kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
Sanığın, olay günü katılanı telefon ile arayıp, kendisini Asayiş Şube Müdürlüğü çalışanı olarak tanıtarak, banka hesabından izinsiz para çekildiğine, parayı çeken şahısların yakalanması için banka hesaplarındaki paralarını çekip bildirilen banka hesabına para göndermesi gerektiğine dair sözler söylemek suretiyle, hileli hareketlerle aldattığı katılanın kendisine toplam 4.000,00 Türk lirası para göndermesini sağlayarak, haksız menfaat temin ettiği iddiası ile kamu davası açıldığı, tarafların yasal süresi içerisinde cevap vermemesi nedeniyle uzlaştırma sağlanamaması, katılan beyanı, sanığın savunması ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek sanığın atılı suçu işlediğinin kabulü ile hakkında temyize konu mahkumiyet hükmü kurulmuştur.
1. İlk uzlaşma teklifinde bulunulduğu tarih ile uzlaştırma girişiminin sonuçsuz kaldığı tarih arasında zamanaşımı süresinin durduğu tespit edilerek yapılan incelemede;
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Şanlıurfa 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 21.03.2019 tarihli ve 2018/897 Esas, 2019/185 Karar sayılı kararına yönelik sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
24.06.2024 tarihinde karar verildi.
Hükme iştirak eden Başkan Vekili ...'ün 30.08.2024 tarihinde vefat etmesi nedeniyle imza eksikliğinin giderilemediğine dair 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 232 nci maddesinin beşinci fıkrasına istinaden düşülen işbu şerhin altı imzalanmıştır.