Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında davalı oldukları gözetilmeksizin . Köyü çalışma alanında bulunan 102 ada 131 parsel sayılı 397,13 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davacıların kök murisi(dedesi) ölü İsmail oğlu ... adına; 102 ada 132 parsel sayılı 448,88 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davacıların murisi(babası) ölü ... oğlu... adına tespit edilmişlerdir. Aynı çalışma alanında bulunan 102 ada 151 parsel sayılı 540,78 m2 yüzölçümündeki taşınmaz ise irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı ... irsen intikale dayanarak davalı ... aleyhine 102 ada 151 parsel sayılı 540,78 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz hakkında dava açmıştır. Kadastro tespitinden önce Asliye Hukuk Mahkemesinde davacılar ... ve arkadaşları tarafından, davalılar Hazine ve ... aleyhine açılan, ...'ın satın almaya dayanarak ... ve ...'ın ise irsen intikal ve satın almaya dayanarak katıldıkları tescil davası ve bu dava ile birleştirilen davacı ... ve arkadaşları tarafından davalı ... hakkında irsen intikale dayanılarak açılan men'i müdahale davası, davaya konu 102 ada 131 ve 132 parsel sayılı taşınmazlar hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Kadastro Mahkemesinde davacı ... tarafından 102 ada 151 sayılı parsel hakkında açılan tespite itiraz davası ile Asliye Hukuk Mahkemesinden aktarılan dava dosyası ve kadastro tutanakları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne, dava konusu 131 ve 132 sayılı parsellerin kök muris (İsmail oğlu) ... mirasçıları adına payları oranında tesciline; 102 ada 151 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi ... adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazların öncesinin kime ait olduğu, dosyada bulunan 1952 tarihli satıcı ... Acı, alıcı ... arasında arasında düzenlenen senedin kapsamının neresi olduğu, senet kapsamındaki taşınmazın senet içeriğinde yazılı olduğu şekilde ... oğlu ... tarafından kendi adına mı
yoksa miras bırakan ... adına mı satın alındığı, miras bırakan ...'ya ait olan taşınmazların mirasçıları arasında usulüne uygun biçimde paylaşılıp paylaşılmadığı, paylaşılmış ise hangi taşınmazın hangi mirasçıya düştüğü noktasında toplanmaktadır. Mahkemece, 131 ve 132 parsel sayılı taşınmazların 3. kişi ... Acı'dan kök miras bırakan ... adına satın alındığı, mirasçılar arasında paylaşma yapılmadığı,151 parsel sayılı taşınmazın ise miras bırakanla ilgisi olmayıp yine 3. kişi ... Acı'ya ait olduğu ancak bu taşınmaz üzerinde kök muris ...'nın mirasçılarından ... ve ... lehine zilyetlikle edinme koşullarının gerçekleştiği ve bu şahıslar tarafından satılarak zilyetliğinin 2003 yılında ...'a devredildiği gerekçesiyle hüküm kurulmuştur. Ne var ki, yargılama sırasında beyanlarına başvurulan yerel bilirkişi, taraf tanıklarının beyanları ve özelllikle Asliye Hukuk Mahkemesinden devredilen davanın yargılaması sırasında bilgisine başvurulan mahalli bilirkişi beyanları arasındaki çelişkiler giderilmemiş, tutanak bilirkişisi ...'ın, ... tarafından satın alınan yerin 131 parsel sayılı taşınmaz olduğuna ilişkin beyanı üzerinde durulmamış, dayanılan 1952 tarihli senedin tanıklarının dinlenilmemiş olması nedeniyle yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Hal böyle olunca doğru sonuca varmak için; olabildiğince yaşlı, taraflarla yakınlığı ve husumeti bulunmayan, yöreyi iyi bilen kişiler arasından seçilecek 3 kişilik mahalli bilirkişi kurulu, tutanak tanıklarının tümü, 1952 tarihli senet tanıkları ve taraf tanıkları hazır olduğu halde mahallinde yeniden keşif yapılarak, dava konusu taşınmazların öncesinin kime ait olduğu, miras bırakan ...'ya ait olan taşınmazların mirasçıları arasında usulüne uygun biçimde paylaşılıp paylaşılmadığı, paylaşılmış ise hangi taşınmazın hangi mirasçıya düştüğü, 1952 tarihli senedin kapsamının neresi olduğu, senet kapsamındaki taşınmazın ... oğlu ... tarafından kendi adına mı yoksa miras bırakan ... adına mı satın alındığı etraflıca sorulup saptanmalı, beyanlar arasında çelişki oluştuğu takdirde giderilmeye çalışılmalı, gerektiğinde yüzleştirme yapılmalı, ayrıca Asliye Hukuk Mahkemesindeki tescil davasına katılan ... ve İsmail'in taşınmazların miras bırakandan kaldığı ve paylaşma sonucunda kendilerine düşen bölümü ...'a sattıkları şeklindeki beyanları ile ...'in, 21.04.2003 günlü düzenleme şeklindeki satış ve zilyetliğin devri sözleşmesi içeriğinde yer alan "satışa konu taşınmaz bölümünün miras bırakan babaları ...'dan kaldığı; ...'nın, vekilleri olarak hareket ettiği İsmail ve ...'dan başka mirasçısı olmadığı, Dudu'nun miras payını kendisine ve İsmail'e satmış" olduğuna ilişkin beyanda bulunarak ...'e satışta bulunmuş olması nedeniyle, bu beyanlar üzerinde de durulmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır. Mahkemece bu hususlar göz ardı edilerek eksik inceleme ile hüküm kurulması isabetsiz olup, açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle, hükmün BOZULMASINA, 18.12.2012 tarihinda oybirliği ile karar verildi.