Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında ... Köyü çalışma alanında bulunan dava ve temyize konu 102 ada 468 ve 453 parsel sayılı 2254,23 ve 5500,50 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar tapu kaydı, taksim, bağış nedeniyle 1/3 payı davalı ..., 2/3 payı davacı ... adına; 104 ada 11 ve 112 ada 13 parsel sayılı 1895,43 ve 84,47 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı ..., tespitin babalarının sağlığında yaptığı taksime uygun olmadığı iddiasıyla kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Yargılama sırasında vefat eden davacı ... mirasçıları davaya devam etmişlerdir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne, 102 ada 468 ve 453 parsellerin kadastro tespit tutanaklarının iptali ile davacı ... adına tapuya tesciline, dava konusu 104 ada 11 ve 112 ada 13 parsel sayılı taşınmazların kadastro tutanaklarının iptali ile 1/3 payının ..., 2/3 payının davalı ... adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, 104 ada 11 parsel yönünden davalı tarafın dayandığı tapu kaydında, davacının 1/3 payı bulunup, tapuda kayıtlı taşınmazın zilyetlikle iktisabı mümkün olmadığına göre yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA,
2- 112 ada 13 sayılı parsel yönünden yapılan incelemede; taşınmaz miras bırakan ... 'dan değil, tarafların diğer miras bırakanı...'dan kaldığı, mirasçılar arasında paylaşma yapılmadığı, ancak mirasçılardan...'nın miras payını dava dışı 101 ada 31 parsel sayılı taşınmazdan aldığı, diğer mirasçı Kukuş Koç tarafından ise açılmış bir dava bulunmadığı gerekçesiyle davacının miras payı oranında hakkı bulunduğu gerekçesiyle hüküm kurulmuştur. Taşınmazın anneleri...'dan kaldığı davalı tarafın da kabulündedir. Ne var ki, mirasçı...'nın... terekesindeki payına karşılık 101 ada 31 parselden pay alıp almadığı ve diğer taşınmazlardaki hakkından vazgeçip vazgeçmediği konusunda yapılan araştırma, inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Hal böyle olunca, doğru sonuca varmak için; olabildiğince yaşlı, ./...
taraflarla yakınlığı ve husumeti bulunmayan, yöreyi iyi bilen kişiler arasından seçilecek 3 kişilik mahalli bilirkişi kurulu, tutanak tanıklarının tümü ve taraf tanıkları hazır olduğu halde mahallinde yeniden keşif yapılarak, 101 ada 31 parselde... adına tescil edilen payın, taşınmazdaki miras payı mı olduğu yoksa terekedeki payına karşılık mı olduğu etraflıca sorulmalı, terekeye dahil diğer taşınmazların ada ve parsel numaraları belirlenerek; tutanak örnekleri ya da kesinleşmiş olmaları halinde kadastroca oluşan tapu kayıtları getirtilerek...'nın diğer taşınmazlarda iştirak halinde payı olup olmadığı belirlenmelidir. ...'nın adına tespit edilen dava dışı 101 ada 31 sayılı parselin diğer taşınmazlardaki miras payından vazgeçmesi nedeni ile kendisine bırakılan taşınmaz olduğunun kanıtlanamaması halinde Halis'in miras payının 1/4 olacağı göz önünde bulundurularak karar verilmelidir. Mahkemece bu yön göz ardı edilerek, eksik inceleme ile hüküm kurulması isabetsiz olup, açıklanan nedenle temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA,
3- 102 ada 453 ve 468 parsel sayılı taşınmazlara yönelik temyiz itirazlarına gelince; Mahkemece taşınmazların öncesinin miras bırakan ...'a ait olduğu, sağlığında bağışlayarak zilyetliğini davacıya devrettiği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetlik konusunda, keşif sırasında dinlenen yerel bilirkişi, tanık sözleriyle, tutanak içeriğine yansıyan tespit bilirkişisi beyanları arasında aykırılık bulunduğu halde bu aykırılık giderilmeden karar verilmiş olması isabetsiz olduğu gibi; kabule göre; dosya içerisinde bulunan Kadastro Mahkemesinin 2008/69 Esas, 2010/253 Karar sayılı kesinleşen ilam örneğine göre, aynı taşınmazlar hakkında Orman İdaresi tarafından da, davacı ve davalı aleyhine açılan dava sonucunda, 102 ada 468 parselin bir bölümü için Hazine adına orman vasfıyla tescile karar verildiği ve Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin denetiminden geçerek 11.08.2011 tarihinde kesinleştiği anlaşıldığı halde bu ilamın taraflar yönünden kesin hüküm oluşturacağının göz ardı edilmesi de isabetsiz olup, açıklanan nedenlerle, temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 18.12.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.