Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Yokluğunda verilen kararın sanık ...'in mahkemede bildirdiği son adresine 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine göre usulüne uygun olarak 29.07.2010 tarihinde tebliğ edildiği, sanığın 14.01.2011 tarihinde Kahramanmaraş E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'ndan yazdığı dilekçe ile suçu işlemediğinden bahisle temyiz hakkını kullanmak istediğini bildirdiği; ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 13.03.2012 gün ve 2011/386-2012/99 sayılı kararında açıklandığı üzere, her ne kadar kararda başvurulacak yasa yollarına ilişkin bildirimde, sürenin başlangıcının “tefhim ve tebliğ” şeklinde gösterilmesi nedeniyle bildirimin eksik ve yanıltıcı olduğu, bu durumun eski hale getirme nedeni olarak kabulü ile temyiz başvurusunun süresinde yapıldığı ileri sürülebilirse de, yoklukta verilen hükme ilişkin olarak temyiz süresinin, sanığın bu hükmü usulüne uygun olarak öğrenmesi yani tebliğle işlemeye başlayacağı açık olduğundan, bildirimde ayrıca “tefhim” kelimesine de yer verilmesinin, sanık açısından yasa yolu süresinin tebliğ ile işlemeye başlayacağı gerçeğini değiştirmeyeceğinden, gerekçeli kararın sanığın bildirdiği son adresine usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş olduğundan, mahkemece 31.01.2011 gün 2007/93 esas, 2009/250 karar sayılı kararı ile temyiz talebinin reddine karar verildiği ve anılan red kararının Kahramanmaraş E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nda hükümlü bulunan sanığa tebliğ edildiği, sanığın ek karara karşı temyiz talebinin bulunmadığı anlaşılmakla;
Dosyanın incelenmeksizin mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 29.05.2014 tarihinde oy birliği ile karar verildi.