İcra mahkemesince verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı karar davacılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, süre bitimi nedeniyle kiralananın tahliyesi için başlatılan icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın kaldırılması ve tahliyeye ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karar davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar vekili, dava dilekçesinde, 23.06.2005 başlangıç tarihli ve beş yıl süreli kira sözleşmesiyle,köy içinde bulunan arsanın baz istasyonu olarak kullanılmak üzere davalıya kiralandığını, 06.01.2010 tarihinde keşide edilen ihtarname ile beş yıllık süre sonu olan 23.06.2010 tarihinde kiralananın tahliyesinin istendiğini, sonuç alınamayınca 20.07.2010 tarihinde tahliye takibi yapıldığını,davalının itiraz ettiğini belirterek itirazın kaldırılmasını ve davalının kiralanandan tahliyesini istemiştir. Davalı vekili itirazında ve savunmasında, sözleşmenin 5. maddesine göre beş yıllık süre sona ermeden iki ay önce kiralayana yazılı olarak ihbar edilmeyecek olursa sözleşmenin ayrıca herhangi bir işleme ya da bildirime gerek olmaksızın aynı şartlarla kendiliğinden bir yıl için daha uzamış olacağını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece sözleşmenin 5. maddesine göre fesih yetkisinin kiracıda olduğu,kiralayanın fesih hakkının bulunmadığı kabul edilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Takipte ve davada dayanılan 23.06.2005 başlangıç tarihli beş yıl süreli kira sözleşmesi ile kiralananın Borçlar Kanununa tabi olduğu konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Borçlar Kanunu kapsamındaki taşınmazlara ilişkin süreli kira sözleşmeleri, süre sonunda sona erer. Bu durumda, tahliye davasının İ.İ.K.'nun 272. maddesi uyarınca akdin sonunda ve bir ay içinde açılması ya da icra takibi yapılarak tahliye istenmesi mümkündür. Süre bitiminden önce veya bir aylık dava açma süresi içinde fesih iradesi kiracıya bildirilirse, davanın kira süresinin bitiminden itibaren bir ay içinde açılması zorunlu değildir. Bu durumda akit süresiz hale gelmeyeceğinden Borçlar Kanununun 262. maddesi koşulları aranmaz. Borçlar Kanununa tabi süreli kira sözleşmesinin sonunda, tahliye davası açıldığında, başka bir sebep aranmaksızın tahliyeye karar verilir. Davacı kiralayan akit sona ermeden 06.01.2010 keşide ve 11.01.2010 tebliğ tarihli ihtarname ile akdi yenilemeyeceğini davalı kiracıya bildirmek suretiyle 20.07.2010 tarihinde icra takibinde bulunmuştur. Davalı kiracı sözleşmenin uzatıldığına veya yenilendiğine ilişkin İ.İ.K.'nun 275.maddesinde yazılı nitelikte bir belge ibraz edemediğinden itirazın kaldırılmasına karar vermek gerekirken sözleşmenin 5. maddesine yanlış anlam verilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Karar bu nedenle bozulmalıdır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK.nun 428.maddesi uyarınca kararın BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 28.09.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.